TAKIMLARDAN EN GܜNCEL HABERLER TܜRK FUTBOLU'NDA


Türk Futbolu

Friday, November 21, 2008

Olimpiyat için kararlıyız.


Eşi Hayrünnisa Gül ile birlikte Çırağan Sarayı'ndaki gala yemeğine katılan Abdullah Gül, İngilizce yaptığı konuşmada, olimpiyat komitesinin değerli üyeleriyle birlikte olduğu için çok mutlu olduğunu belirterek, "Ayrıca EOC'nin 37. genel kurulu için İstanbul'u seçmesinden dolayı da çok memnunum" dedi.

"Olimpik ruh şüphesiz insanlık tarihinin en eski ideallerinden biridir" diyen Gül, "Bu ideal dayanışma ve dostlukla ve ortak değerlerimiz vasıtasıyla, barış içinde ve daha iyi olan bir dünyayı inşa edebileceğimiz bir idealdir. Çağımızda daha önce herhangi bir zamanda olduğundan fazla olimpiyat ruhuna gereksinim vardır" diye konuştu.

Gül, Türkiye'nin, bu yıl TMOK'un kuruluşunun 100. yıldönümünü kutlamakta olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
"Komitemiz Avrupa'dakiler arasında en eskilerdendir. Bu yıldönümünün, TMOK'un onursal başkanlığını yaptığım döneme rastlamasından özellikle onur duymaktayım. Bu yıldönümü, İstanbul'daki bu toplantımıza ayrı bir önem katmaktadır. Türkiye, dünya olimpiyat ailesinin faal bir üyesi olmaya devam edecektir. Müsabakaya katılmanın kazanmaktan daha önemli olduğunu biliyoruz. Bu anlayışla, Olimpiyat Oyunları'na İstanbul'da evsahipliği yapma yönündeki istek, bağlılık ve kararlılığımız devam edecektir. Bu son derece önemli toplantının, İstanbul'un olimpiyatlarla olan alakasının ve Olimpiyat Oyunları'na daha önce adaylığıyla tescil edilmiş bulunan ilgisinin daha da kuvvetlenmesini sağlayacağına içtenlikle inanıyoruz. Bir kere daha size faydalı bir genel kurul ve İstanbul'da güzel bir vakit geçirmenizi diliyorum."

IOC BAŞKANI ROGGE'DAN, CUMHURBAŞKANI GÜL'E TEŞEKKÜR
Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) Başkanı Jacques Rogge da konuşmasında, geceye katıldığı için Abdullah Gül'e teşekkür etti.

Konuşmasında, Mustafa Kemal Atatürk'ün spora verdiği önemden de sözeden Rogge, gecede yer alan Naim Süleymanoğlu'nun, 3 kere olimpiyat altın madalyası alarak Türk sporunu çok iyi temsil ettiği kaydetti. Rogge'nin bu sözleri üzerine Süleymanoğlu ayağa kalkarken, yemektekiler Süleymanoğlu'nu alkışladı. Sahneden inerken Rogge'nin yanına giden Süleymanoğlu, IOC Başkanı'na masasına dek eşlik etti. Süleymanoğlu, burada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile de tokalaştı.

Avrupa Olimpiyat Komiteleri Birliği (EOC) Başkanı Patrick Hickey de Avrupa olimpiyat komitelerini burada görmekten ve TMOK'un 100. yılını kutlamaktan büyük bir mutluluk duyduğunu kaydetti.

TMOK Başkanı Togay Bayatlı ise EOC 37. Genel Kurul Toplantısı'nı İstanbul'da yapmanın kendileri için büyük bir onur olduğunu söyledi.

Gala yemeğine Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay, Gençlik ve Spor İstanbul İl Müdürü Tamer Taşpınar, Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener, başkanvekili Lutfi Arıboğan, 3 olimpiyat altın madalyası sahibi eski milli halterci Naim Süleymanoğlu, Pekin Olimpiyat Oyunları'nda 2 gümüş madalya alan atlet Elvan Abeylegesse, tekvandoda gümüş madalya kazanan Azize Tanrıkulu ve milli tekvandocu ağabeyi Bahri Tanrıkulu, Pekin'de tekvandoda bronz madalya kazanan Servet Tazegül, boksta bronz madalya alan Yakup Kılıç, güreşte bronz madalya kazanan Nazmi Avluca, kimi federasyon başkanları ve EOC'nun yarın başlayacak 37. genel kurul toplantısı için İstanbul'da bulunan yabancı konuklar katıldı.

Labels: , , ,

Bir telefon hakem değiştirdi

Federasyondan yapılan açıklama şöyle:
Ankaragücü’nün Fenerbahçe ile oynayacağı Turkcell Süper Lig 12. hafta mücadelesi için atanan Halis Özkahya’nın, MHK’nın haftanın hakemlerini basın bülteni ile duyurmasından sonra Ankaragücü Kulübü Başkanı Cemal Aydın tarafından telefonla arandığı tespit edilmiştir. Haftanın hakemlerinin açıklandığı basın bülteninin yayınlanmasından daha önce Başkan Cemal Aydın’ın, ‘söz konusu maçın hakeminin Halis Özkahya ya da adını vermediği başka bir hakem olacağı’ iddiası üzerine, Türkiye Futbol Federasyonu derhal harekete geçmiş ve bilgisine başvurmak için Başkan Aydın ile görüş alışverişinde bulunmuştur. Bu görüşmede Aydın’dan, iddialarının kaynağını Türkiye Futbol Federasyonu ile paylaşması talep edilmiş ve bir bilgi paylaşımı olmaması halinde tüm hakem camiasının töhmet altında kalacağı vurgulanmıştır. Ancak bu görüşmeye rağmen Sayın Cemal Aydın’ın, haftanın hakemlerinin açıklandığı basın bülteninin yayınlanmasından sonra, başkanlığını yaptığı kulübün maçını yönetecek hakemi telefonla araması, konuşmanın içeriği ne olursa olsun bir yönetici duyarlılığı ve sorumluluğuna yakışmamaktadır.
Ankaragücü Kulübü Başkanı Cemal Aydın, bu girişimi nedeniyle Türkiye Futbol Federasyonu Hukuk Kurulu tarafından tedbirli olarak Disiplin Kurulu’na sevk edilmiştir. Tüm bu gelişmeler üzerine herhangi bir spekülasyona yol açmamak adına, 22 Kasım Cumartesi günü oynanacak Ankaragücü-Fenerbahçe maçının hakemi MHK tarafından Fırat Aydınus olarak değiştirilmiştir"

Labels: , , , ,

Tuesday, October 30, 2007

Manisa Trabzonspor'u bozguna uğrattı


Fortis Türkiye Kupası 2. Grubu mücadelesinde Manisa 19 Mayıs Stadı'nda Vestel Manisaspor ile Trabzonspor karşı karşıya geldiler ve ev sahibi ekip maçı ikinci yarıda bulduğu gollerle 3-0 kazanmayı başardı. 'Tarzanlar'ın golleri 49'da Borbiconi, 59'da Güven ve 75'te Metin'den geldi. Yeni teknik direktörü Ersun Yanal ile ilk maçına çıkan Trabzonspor, bu maçtan mağlubiyet ile ayrılarak taraftarlarını bir kez daha üzdü.

Ziya Doğan yönetiminde bu sezon oynadığı 10 maçta 10 gol yiyen ve sadece Beşiktaş maçında kalesinde 3 gol gören Trabzonspor, Ersun Yanal yönetiminde, yeni umutlarla çıktığı ilk maçta kalesinde 3 gol birden görerek taraftarlarını büyük hayal kırıklığına uğrattı.

HEDEF: İYİ BAŞLANGIÇ

Fortis Türkiye Kupası 2. Grubu mücadelesinde Manisa 19 Mayıs Stadı'nda Vestel Manisaspor ile Tabzonspor karşı karşıya geldiler. Maç öncesi iki takımın da tek amacı kupaya iyi başlamaktı. Ziya Doğan'ın istifasının ardından Trabzonspor'un başına geçen Ersun Yanal, yeni takımıyla ilk maçında galibiyet hedeflerken, Giray Bulak'ın Vestel Manisaspor'u ise sahasında Trabzonspor'u yenmek istiyordu.

İSTEK VAR, MÜCADELE VAR, GOL YOK

Vestel Manisaspor - Trabzonspor karşılaşması son derece hareketli ve mücadele dolu başladı. Konuk ekibin etkili olmaya çalışarak geçirdiği ilk 10 dakikalık periyodun ardından, Vestel Manisaspor oyunda dengeyi sağladı ve ortaya son derece zevkli bir ilk yarı çıktı. Trabzonspor özellikle Ceyhun'un uzaktan şutları ve Gökdeniz'in dinamik futbolu ile pozisyon ararken, Vestel Manisaspor ise golcü futbolcusu Holosko ile pozisyonlar yakaladı fakat değerlendiremedi. İlk yarının son dakikalarında Trabzonspor'un deneyimli oyuncusu Hüseyin Çimşir, başının döndüğünü söyleyerek oyundan alındı ve ambulansla hastaneye götürüldü. Topunm bir o kalede, bir bu kalede oynandığı ilk yarıda takımlar skoru değiştirecek golü bulamayınca ilk yarı golsüz sona erdi.

DURAN TOPLAR TRABZON'U BİTİRDİ

Maçın ikinci yarısına ekipler daha kontrollü bir anlayış ile başlamayı düşündü ancak Vestel Manisaspor'un 50. dakika Borbiconi ile bulduğu gol dengeleri bir anda değiştirdi. Kazanılan serbest vuruşta ceza sahası içinde kendini unutturan defans oyuncusu, başarılı bir kafa vuruşuyla takımını 1-0 öne geçirdi.

Yediği golün ardından istediği oyunu yine ortaya koyamayan Trabzonspor, 10 dakika sonra bir kez daha dondu kaldı. Bir başka serbest vuruşta savunmanın arkasına atılan topta kaleciyle karşı karşıya kalan Güven, Vestel Manisaspor'u 2-0 öne geçirdi. Bu golde Trabzon savunmasındaki büyük boşluk dikkat çekti.

''ERSUN İSTİFA''

Skorun 2-0'a gelmesinin ardından Vestel Manisa tribünlerinden ''Ersun istifa'' sesleri yükseldi. Eski teknik direktörlerinin çalıştırdığı Trabzonspor'a karşı skordaki bu üstünlüğün sarhoşluğu ile Manisa taraftarları, Ersun Yanal'a tepkilerini ortaya koydular.

CEYHUN'UN PROTESTOSU

Vestel Manisa taraftarlarının sürekli olarak ıslıkladığı Ceyhun, Ersun Yanal tarafından 69. dakikada oyundan alındı. Oyundan çıktığı sırada ev sahibi seyircilerinden yoğun protesto gören orta saha oyuncusu, bu protestoya alkışlarıyla karşılık verdi.

SON DARBE METİN'DEN

10 dakika içinde yediği şok gollerle oyundan iyice düşen Trabzonspor, kalan dakikalarda hiç varlık göstemedi. Rakibinin motivasyon açısından iyice çökmesinden yararlanan Vestel Manisaspor, Trabzonspor'un üzerine daha etkili ve daha sık gitmeye başladı. Nitekim, maçın 75. dakikasında Metin, skoru 3-0'a getiren golü kaydetti.

Kalan son 15 dakikalık kısımda Vestel Manisaspor 3-0'lık skorun rahatlığıyla geriye çekildi. Hiç olmazsa 1 gol için rakibinin üzerine giden Trabzonspor'un bu çabaları sonuç vermeyince, maç 3-0'lık skorla sona erdi.

Labels: , , , , , ,

Thursday, August 30, 2007

Rakipler çetin ceviz

Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın Devler ligindeki rakipleri bu akşam belli oluyor.


Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın gruplardaki rakipleri, bu akşam saat 19.00'da başlayacak olan kura çekimi ile belli olacak.

Her torbadan birer rakip Avrupa’nın kulüpler bazındaki en önemli organizasyonu olan Şampiyonlar Ligi’nde takımlarımız Fenerbahçe ve Beşiktaş, büyük kapışmada yine kendileri gibi dev rakipler ile karşılaşacak.

32 takımın 8 grupta 4’erli takımlar halinde yer alacağı futbol şöleninde, 4. torbada bulunan temsilcilerimizi son şampiyon İtalyan ekibi Milan, İspanya’dan Barcelona, İngiltere’den geçen yılın finalisti Liverpool ve La Liga Şampiyonu Real Madrid gibi rakipler bekliyor.

Star TV’den naklen
Devler Ligi’nde büyük gün bugün... Grupların belli olacağı kura çekimi, Fransa’nın Monaco şehrinde saat 19.00’da başlayacak ve Star TV’den naklen ekranlara gelecek. Ve Sarı-Lacivertliler ile Siyah-Beyazlılar’ın Avrupa macerasında karşılaşacağı rakiplerle gruplardaki ilk kapışması, 18-19 Ekim tarihinde başlayacak olan maçlarla start alacak. Gruplarda toplamda 5’er maç yapacak olan temsilcilerimiz son maçlarını ise 11-12 Kasım tarihleri arasında da oynayacak.

1. Torba
Takım Ülke
Milan İtalya
Barcelona İspanya
Liverpool İngiltere
İnter İtalya
Arsenal İngiltere
R.Madrid İspanya
Chelsea İngiltere
M.United İngiltere

2. Torba
Takım Ülke
Valencia İspanya
Lyon Fransa
Porto Portekiz
*Sevilla İspanya
PSV Hollanda
Roma İtalya
Benfica Portekiz
W.Bremen Almanya
* Sevilla-AEK ertelendi

3. Torba
Takım Ülke
Celtic İskoçya
Schalke Almanya
Stuttgart Almanya
S.Bükreş Romanya
CSKA Rusya
S.Lisbon Portekiz
Lazio İtalya
Marsilya Fransa

4. Torba
Takım Ülke
G.Rangers İskoçya
S.Donetsk Ukrayna
Beşiktaş TÜRKİYE
Olympiakos Yunanistan
D.Kiev Ukrayna
F.Bahçe TÜRKİYE
Sl.Prag Çek Cum.
Rosenborg Norveç

4. torbada yer alan temsilcilerimiz 1, 2 ve 3. torbadan birer rakiple gruplarda eşleşecekler.

Labels: , , , ,

Hafif geldiler Merhaba Şampiyonlar ligi...


Fenerbahçe ve Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi eleme maçlarında rakiplerini 2-0 geçerek Devler Ligi'ne yükseldi. Fenerbahçe ve Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi eleme maçlarında rakiplerini 2-0 geçerek Devler Ligi'ne yükseldi. Beşiktaş'ta FC Zürih karşısında galibiyet gollerini Delgado atarken Fenerbahçe'de Kezman ve Alex, Anderlecht takımını yıkan isimler oldu.

Gaziantep maçında oyundan alındığı için hocasına gönül koyan ve bunun üstüne yönetimden rest yiyen Delgado, dün gece Beşiktaş'ı Şampiyonlar Ligi'ne taşıdı. İnönü'de resital sunan Arjantinli yıldız, ilk maçta da boş geçmediği Zürih'i iki nefis golle sahadan sildi. Kartal'ın 4. kez Devler Ligi'ne girmesini sağladı.

F.Bahçe'nin, Kadıköy'deki tek gollük galibiyetini küçümseyen Anderlecht'li yöneticiler, hafta boyunca Sarı-Lacivertli temsilcimizi gözlerinde fazla büyüttüklerini söyleyip durdular. Kanarya ise sahada bir konuştu pir konuştu. Brüksel'deki rövanşta önce Kezman, sonra Alex ağları sarstı; Fenerbahçe, 5. kez Devler Ligi'ne kaldı.

Labels: , , , ,

Tuesday, May 22, 2007

Göztepe amatör kümeyedüştü.

Göztepe’nin ilk kez amatör kümeye düşmesi en büyük rakipleri Karşıyakalları bile çok üzdü. Peki 5 senede Göztepe amatör kümeye düşmeyi nasıl başardı!



Göztepe’nin 82 yıllık tarihinde ilk kez amatör kümeye düşmesi en büyük rakipleri Karşıyakasporluları bile çok üzdü. Peki 5 sezon önce Süper Lig’de bulunan Göztepe amatör kümeye düşmeyi nasıl başardı!

2004 yılının Ağustos ayıydı. Fabio Capello’nun çalıştırdığı Juventus, F.Bahçe ile oynayacağı hazırlık maçı için İzmir’e gelmişti. İzmir halkı buruktu. Zira onlar aynı Capello’yu 1969 yılında Roma’nın bir oyuncusu olarak ağırlamışlardı, kendi illerinin takımı Göztepe’ye karşı. 1969-70 sezonunda Kupa Galipleri Kupası’nda iki takımı geçtikten sonra Göztepe’nin üçüncü turdaki rakibiydi Roma. Capello unutmamıştı 0-0 ve 2-0 biten o maçları. Soluğu Göztepe’nin müzesinde almış, o maçın efsane kadrosuna bakarken de Ali Artuner ile Fevzi Zemzem’i hâlâ hatırladığını söylemişti. Panter Ali ve Buldozer Fevzi’nin yanı sıra İngiliz Nevzat’ın, Kestane Gürsel’in, Bombacı Halil’in, Papi Mehmet’in, Çarli Çağlayan’ın, Vazo Nihat’ın, Şam Şeytanı Ertan’ın oynadığı Türk futbol tarihinin efsane kadrosuydu o kadro.

İzmir halkı büyük bir burukluk daha yaşadı geçen hafta. 1925 yılında kurulan, Türk futbolunun köklü kulübü Göztepe amatör kümeye düşmüştü. Müzesinde 1 Cumhurbaşkanlığı, 2 Türkiye Kupası bulunduran, 1968-69 sezonunda Fuar Şehirleri Kupası’nda (UEFA) yarı finale çıkmayı başaran ilk Türk takımı artık amatör kümedeydi.

HER ŞEY DİNÇ BİLGİN’LE BAŞLADI

Peki, Göztepe nasıl amatör kümeye düşmüştü? Aslında her şey 1997 yılının Haziran ayında başladı. Bir uçak yolculuğu sırasında İzmir’e yatırım yapmadığı yönünde eleştiri alan Sabah ve Yeni Asır gazetelerinin o günkü patronu Dinç Bilgin memleketine olan sevgisini göstermek için Göztepe’yi satın alarak şirket haline getirir. Başlangıçta Dinç Bilgin’in kulübü satın alması işe yarar. 1998-99 sezonunda 17 yıl aranın ardından Göztepe Süper Lig’e yükselir. Ancak bir yıl sonra tekrar küme düşer. 2000-2001 sezonunda yeniden Süper Lig’e dönmeyi başarır. Bu dönem futbolculara çuvallarla paraların ödendiği, ekmek elden su gölden dönemidir. Göztepe 2001-2002 sezonunda ligi 7. sırada bitirmeyi başarır. Bu başarılı sezondan sonraki süreç ise adeta Göztepe’nin çöküşüne sahne olur. Dinç Bilgin’in mallarına el konulması ve grubun yaşadığı maddi sıkıntılardan etkilenen kulüp 2002-2003’te Süper Lig’den, 2003-2004’te Lig A’dan, 2004-2005’te de Lig B’den düşer. Bu sezon da Üçüncü Lig’e veda eden Sarı-Kırmızılılar, 5 sezonda 4. kez küme düşme acısını yaşar.

Dinç Bilgin’in elinden mecburen çıkan kulübün o dönem kamuya 2 milyon dolar borcu bulunmaktaydı. Bu borç katlanarak 17 trilyona çıkar. Kulübün eski futbolculara borcu vardır. Bu miktar 1,2 milyon dolardır. Borçlar ödenemez ya da ödenmez. Kulüp şirket statüsünde ve borcu olduğu için transfer yapamaz. İş bilmez yöneticiler yüzünden asgari ücretleri ödenmediği için birçok futbolcu yönetmeliklerden yararlanarak bedelsiz bir şekilde kulübü terk eder. Altyapıdaki oyunculardan takviye alarak ayakta kalmaya çalışan kulüp bunu başaramaz.

Kulübün efsane futbolcularından Fevzi Zemzem’e göre Göztepe’nin içler açısı durumunun en büyük suçlusu devlet. Zemzem’e göre Dinç Bilgin’in birçok şirketine el koyan devlet Göztepe’ye de el koymalıydı. “Dinç Bilgin’den sonra büyük bir borç batağında kaldı kulüp. O dönemde yönetici bulmak zorlaştı. Transfer yapamaz duruma gelindi. Bana göre devletin de kusuru var. Birçok batık şirketi kurtardılar. Göztepe’nin hiç günahı yoktu, devlet el uzatabilirdi. Tarihî bir kulüptü. Ancak seyirci kaldı. Federasyon da seyirci kaldı. Kulüp kaderi ile baş başa bırakıldı.” Zemzem, devletin Dinç Bilgin’i tutukladığını, günahı da Göztepe’nin çektiğini belirtiyor ısrarla. Efsane oyuncuya göre ‘aynı durum F.Bahçe’nin başına gelseydi kimse seyirci kalmazdı.’

İzmir futbolunun ve Göztepe’nin duayenlerinden Nevzat Güzelırmak, üzüntülerinin had safhada olduğunu belirtiyor. “Elden gelen bir şey yok. Olan oldu. Bundan sonra yapılması gereken, hatalardan ders alıp, yepyeni bir sayfa açmak. Mevcut şartlarda, arzulanan iyi düzeye gelmek kaç sene sürer orası meçhul. Onun için fedakârlığın daha çok gerektiği bir döneme girildi.” düşüncesinde Güzelırmak.

50 senedir futbolun içinde bulunan Nevzat Hoca, 5 senede 4 kez lig düşmeyi daha önce yaşayan bir kulübe rastlamadığını kaydediyor. O, Dinç Bilgin’in kulübü samimi duygularla şirketleştirdiğini, ancak Bilgin’in kulübü emanet ettiği yönetim kadrolarında kabahatli olduğunu düşünüyor: “Göreve getirdiği yöneticiler görevlerini istismar etti. Hem Dinç Bilgin’e kötülük yaptılar hem de Göztepe’ye. Dinç Bilgin güven duyduğu insanlar tarafından hançerlendi.” Göztepe son dönemde deplasmanlara giderken belediyeden otobüs almaya, üniversitelerin yemekhanelerinde yemek yemeye, askerî lojmanlarda kalmaya başlamıştı.

TMSF EL KOYMALIYDI

Göztepe camiasının önde gelen isimlerinden Levent Ürkmez, kulübün amatör kümeye düşmesini ‘koskoca bir çınar devrildi’ şeklinde özetliyor. Ürkmez, “82 yıllık bir tarihe yazık oldu. Fakat burada kalacak değildir. Göztepe’nin Türkiye’de çok büyük bir taraftar kitlesi var. En kısa zamanda yanlışlardan dönülecektir.” görüşünde. O da kulübün bugünlere gelmesinde şirketleşmeyle beraber yapılan yanlış transferlerin, yanlış yöneticilerin etkili olduğunu, maceraperest kişilerin kulübe talip olmasından dolayı buralara gelindiğini dile getiriyor.

Levent Ürkmez, önümüzdeki günlerde ne olacağına dair ise kesin bir şey söyleyemiyor. Mevcut başkanı, Göztepe’nin başkanı olarak görmüyor. “Yasal olarak başkan görülüyor ama kendisi camianın istemediği bir kişi.” diyor. Ürkmez’in TMSF’ye de bir çift sözü var. “Kulübün büyük hissesi hâlâ Dinç Bilgin’de. TMSF, Bilgin’in bütün mallarına tedbir koymuş vaziyette. TMSF şimdi bekliyor. Burada bir rant görürse duruma el koyacak. TMSF için Göztepe’nin var olup olmaması önemli değil ki. Bu saatten sonra el koysa ne olur, koymasa ne olur.”

Göztepe’nin bu günlere gelmemesi için camianın ileri gelenleri ile birlikte bir kurtuluş platformu oluşturduklarını ama mevcut yönetim tarafından engellendiklerini anlatan Ürkmez, “Hukukî sebepler öne sürüp çalışmamızı engellediler. Herkesle görüşüldü -federasyon, TMSF- ama şu anki yönetim önümüzü tıkadı. Geçmişte Göztepe’nin maçına gitmeyen kişiler orada yöneticilik yapıyor. Hayal görüyorlar. Olan da Göztepe’ye oluyor.”

Tüm bu eleştirilerin odak noktasında Göztepe Başkanı Mustafa Kocaoğlu bulunuyor. O ise iki arada bir derede kalmış durumda. Hem başkan, hem değil. Kulüp halihazırda anonim şirket. Borçları yüzünden transfer yapamıyor. Gelirlerine el konuluyor. Mustafa Kocaoğlu, dernek başkanı sıfatıyla kulübü ayakta tutmaya çalışıyor. Anonim şirkette de çok az bir hissesi bulunuyor. Göztepe camiasının büyük bir kısmı ise Mustafa Kocaoğlu’nu kulübün önünü tıkamakla suçluyor. Ondan dernek yetkilerini anonim şirkete devretmesini istiyorlar. Mustafa Kocaoğlu bu isteğe yanaşmamakta ısrar ediyor. Daha da ileri giderek son yıllarda Göztepe’de yöneticilik yapmış herkes hakkında kulübün gelirlerini zimmetlerine geçirdikleri iddiasıyla dava açmış durumda.

HERKES BİRBİRİNİ SUÇLUYOR

Mustafa Kocaoğlu, eski başkanlardan İskender Tuğsuz ve ekibinin kulüpten çıkar güttüğünü, kulübün bu ekip tarafından arka arkaya küme düşürüldüğünü söylüyor. Göztepe’nin bu hallere düşmesini İskender Tuğsuz ve ekibinin yönetimlerindeki aksaklıklara bağlıyor. Kulübün şirketleşmeye geçtiği dönemde kulüp için bir çivinin bile çakılmadığını iddia eden Kocaoğlu, “Dinç Bilgin’in iflası neticesi Göztepe borçlarıyla baş başa kaldı. Borçların çeyreğini yatırsalardı, bu hallere düşmezdik. Borçların çoğu faiz.” diyor.

Mustafa Kocaoğlu, bundan sonraki süreç için yapacaklarını da şöyle açıklıyor: “Şirketin iflasını isteyeceğim. Yasal süreçleri başlattım. Anonim şirket belasından kurtulup Göztepe’yi olduğu gibi derneğe geri döndüreceğiz. Kulübü dernek statüsünden çıkartıp anonim şirkete dönüştürdükleri zaman imzalanan ana sözleşmede ‘kulüp iyi yönetilmezse, küme düşürülürse, borçlandırılırsa, kulübün tekrar derneğe dönüşü sağlanacaktır’ diye bir madde var. Dernek kulübü Dinç Bilgin’e devrederken bu güvenceyi almış. Bu maddeye güvenerek kulübün tekrar derneğe döneceğine inanıyorum. Borçlarımız silinecek. Transferin önü açılacak. Kısa zamanda da hak ettiğimiz yere geleceğiz.”

Eski başkanlardan Orhan Daut, “1925 Göztepe” ismiyle yeni kulüp kurulmasını öneriyor. ‘Bundan sonra yapılacak tek şey Göztepe’mizi küllerinden oluşturmaktır’ diyen Daut, “82 yıllık tarihi olan kulübümüz 3. Lig’e veda ederek itibar yönüyle de küme düştü. Yeni bir kulüp kurulması fikrimi Kurtuluş Platformu’nda da gündeme getireceğim. Sponsor bularak her şeye sıfırdan başlamalıyız. Kurtuluş Platformu bu fikre sıcak bakmasa da ben 1925 Göztepe’nin kurulması için çaba harcayacağım.” diyor.

Göztepe’yi yakından takip eden gazeteci Sinan Genç de devletin kulübe sahip çıkmadığını iddia edenlerden. Türkiye’de birçok kulübün borcu bulunduğunu ama affedildiğini dile getiren Genç, “Dinç Bilgin 1997 yılının Haziran ayında kulübü satın aldı. 50 milyon dolar gibi bir para harcandı. Ama Dinç Bilgin’in kulübü emanet ettiği kişiler bu parayı iyi değerlendiremedi.” diyor. Dinç Bilgin’in 2003-2004 sezonunda takım Lig A’ya düştüğünde kulübü bırakmak zorunda kaldığını dile getirerek, “Yanlış hatırlamıyorsam o dönemde kulübün sadece 2 milyon dolar borcu vardı. Bu borç yatırılmadı. Sonra katlana katlana 17 trilyona çıktı. Eski futbolculara da 1,2 milyon dolar borç vardı. Bu da ödenmedi. Dolayısıyla tüm gelirlere el konuldu. Transfer yapılamadı. Altyapıdaki oyuncular yeterli olmadı ve kulüp bu hallere düştü.”’ diyor.

Dinç Bilgin bıraktıktan sonra yönetime gelenlerin iyi niyetli olmadıklarının altını çizen Sinan Genç, “Göztepe’nin zenginleri ‘1925 Kurtuluş Platformu’ oluşturdular. Mücadele verdiler. Adanaspor’un içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayan avukatları getirdiler. Ancak mevcut yönetim bu mücadeleye destek vermedi. Hatta kulübü içinde bulunduğu durumdan kurtarmak isteyenleri sahte belge düzenlemekle suçladı. Davalar açmaya başlayınca herkes korktu ve çekildi.”

GÖZTEPE OLMAZ İSE REKABET OLUR MU?

Göztepe’nin amatör kümeye düşmesi İzmir’deki en büyük rakibi Karşıyakalıları da bir hayli üzdü. Karşıyaka Kulübü Başkanı Akif Ersezgin, “Ben İzmirliyim. İzmir’den bir takım amatör kümeye düşerse nasıl sevinebilirim ki! Göztepe’nin Türk sporuna hizmetlerini hepimiz biliyoruz. Böyle olmamalıydı. Göztepe’nin durumu ders olmalı herkese. Hem üzülüp, hem düşünmeliyiz. Rekabet güzeldi. Ama Göztepe olmazsa rekabet olur mu?”

Karşıyakaspor amigolarından Ejder Güç de Göztepe’nin amatör kümeye düşmesine sevinmediklerini dile getiriyor. “Göztepe’nin düşmesi bizim için de kötü oldu. Rekabet yok oldu. Bu İzmir’in ayıbı. Göztepe geçmişiyle, mazisiyle büyük bir kulüp. Karşıyaka olmazsa Göztepe olmaz. İnternet sitelerinde bazı taraftarlarımız espri yapıyorlar, rakibimizin taraftarlarını kızdırıyorlar ama bu gün öyle bir gün değil.”

Göztepe’nin efsane kalecisi Ali Artuner bir röportajında, eski şanlı günleri anlatırken, “Şampiyon olamadık; ama şampiyon olmuş gibi güzel günler yaşadık. İstanbul egemenliğine meydan okuduk, üç büyükleri karşımızda savunma oynattık. Avrupa’ya açıldık, önemli başarılara ulaştık. Kimileri para kazandı futboldan, biz itibar kazandık.” diyordu. Bugün ne itibar kaldı Göztepe için ne para. Şu tezahüratlar da mazide kaldı: Atletico Madrid’e 3 gol atan Göztepe/ Haydi yine el ele varacağız o güne/ Fevzi, Ali, Gürseller nerde kaldı o günler/ O gün yine gelecek İzmir bayram edecek...

Sahi o gün yine gelecek mi?

Labels: , , , , , ,

Galatasaray'ın Kayserispor'da oynayan kiralık golcüsü Özgürcan Özcan'dan müthiş itiraflar!


Antalya'nın Manavgat ilçesinde doğdu ve futbola da orada başladı. Özgürcan Özcan, Fenerbahçe altyapısından aldığı daveti eğitim şartlarında anlaşamayınca reddedip "fanatik taraftarıyım" dediği Galatasaray'a gitti.

Ancak 13 yaşında ailesinden ayrı kalacağını öğrenince hüngür hüngür ağladı. O günleri anlatırken, "İyi ki babam gözyaşlarımdan etkilenmedi ve beni Florya'da bıraktı. Yoksa futbolcu olamazdım" diyor.

Antalyalı olduğunu, çocuk yaşta Galatasaray'a geldiğini ve şimdi de kiralık olarak Kayserispor formasını giydiğini biliyoruz. Bize futbola başladığın günlerden söz eder misin?
Futbola 7 yaşımda Manavgat Belediyespor'da başladım ve orada 6 sene oynadım. Federasyonun Antalya Sorumlusu Orhan Ozan beni Antalya Bölge Karması'na çağırdı. Önce Antalya'da, sonra da Adana'da yapılan seçmelerde 20 oyuncunun arasına girdim. Ancak İstanbul'da yapılan seçmelerde 1987 doğumluların takımına seçilemedim ve Manavgat'a döndüm. Büyük bir hayal kırıklığı yaşarken, o dönemde Fenerbahçe'nin altyapısının başında bulunan Tamer Güney beni aradı ve İstanbul'a davet etti.

Önce Fenerbahçe'ye gittim

Galatasaray'dan önce Fenerbahçe'ye mi gittin?
O telefonu alınca çok şaşırdım. Ama ben koyu bir Galatasaraylıyım ve "Keşke Galatasaray'dan davet alsaydım" diye düşündüm. Yine de babamla birlikte İstanbul'a, Dereağzı'na gittik. Her şey olumluydu ama eğitim konusuna önem veren babam Fenerbahçe altyapısına girersem açıköğretimde okutulacağımı öğrenince vazgeçti. Yine Manavgat'a döndük. İki gün sonra bu defa Galatasaray'dan Ali Yavaş aradı ve beni çok beğendiklerini söyleyip antrenmana çağırdı. Büyük bir şevkle Florya'ya gittim. Antrenmanda da beğenildim. Ali Yavaş, "Özgürcan artık bizim evladımız ve burada kalacak" dedi.

O sırada 13 yaşındasın. Ailenden ayrı kalmaya nasıl razı oldun?
"Burada kalacak" lafını duyunca neye uğradığımı şaşırdım. Çünkü ailemden ilk defa ayrı kalacaktım. Daha sonra babamla bahçeye geçtik ve ona "Burada mı kalacağım?" diye sordum. Babam "Evet" deyince adeta bittim. Kafamı masamın altına sokup uzun süre ağladım.

Baban gözyaşlarından etkilenmedi mi?
Etkilenmedi ama iyi de yaptı galiba. Çünkü geri adım atsaydı belki ben bugün futbolcu olamazdım. Tesislere çıktım ve orada Adana karmasından Kemal isminde bir arkadaşımla karşılaştım. Tanıdık bir yüz görünce biraz sakinleştim. Ertesi gün babam gidince benim endişelerim yine depreşti. Yine ağlamaya başladım, "Burada yapamam, gideceğim" diyordum. Kemal yanıma gelip "Bunlar geçecek, alışacaksın" diyerek beni sakinleştirdi. Bir hafta sonra Antalyalı Cafercan'la karşılaştım. Onun sayesinde ısınma sürecim kolaylaştı ve giderek alıştım. Yıldız takımla Nike Premier Cup'ta Avrupa Şampiyonu olduk ve bir ilki başardık. Ardından Amerika'ya Dünya Kupası'na gittik.

Uçak hayali kurardım, uçaktan inmiyorum

Bunlar birkaç ay öncesinde hayalinde olan gelişmeler miydi?
Değildi tabii ki. Ben Manavgat'ta yaşayan bir çocuktum ve "Ne zaman uçağa bineceğim?" diye hayaller kuruyordum. İstanbul'a da otobüsle gelmiştik. Ama Galatasaray altyapısında oynamaya başladıktan sonra uçaktan inmez oldum. Dünya Kupası'nda da dokuzuncu olduk. 6 maçta 6 gol atıp gol kralı ödülünü aldım ve Nike sponsorluğumu üstlendi. Bu sponsorluk halen sürüyor. Parayla aldığım malzemelere armağan olarak sahip olmaya başladım. Süper Genç Takım'da oynamadan Avdullah Avcı tarafından PAF takımına alındım ve Hagi tarafından da A takım kadrosuna dâhil edildim.

Hagi'nin seni görüp beğenmesi nasıl oldu?
Her hafta A takımla maçlar yapıyorduk. Bir maçta A takıma gol atınca, Hagi beni ikinci yarıda A takımda oynattı. Bir gol atıp bir de asist yaptım. Maç bitince Hagi'nin devre arasında verdiği yeleği iade etmek üzere A takımın soyunma odasına girdim. Hagi orada bana "Sen artık buranın futbolcususun. Bizimle idmanlara çıkacaksın" dedi. O anda dünyanın en mutlu insanı bendim. Ligde değil ama hazırlık maçlarında çok oynadım. Milli maç aralarında Hagi bize hazırlık maçları alırdı. Ben de o maçlarda çok sayıda gol attım.

Bu sezona gelelim. Galatasaray'dan kiralık olarak Kayserispor'a gittin. Bu transferdeki düşüncen neydi?
Başlangıçta gitmek istemiyordum. Çünkü Galatasaray'daki ortam çok farklı. Başka bir kulüpte bocalayabileceğimi düşünüyordum. Ama sezon başından beri çok fazla teklif vardı. Çünkü çok iyi bir kamp dönemi geçirmiş ve hazırlık maçlarının en çok gol atan oyuncusu olmuştum. Zaten sezonun ilk lig maçında da oynadım. Ama transferin bitmesine üç-dört gün kala "Kiralık gitmen iyi olur" dediler. O sırada aceleyle bir kulübe gitmek doğru olmayacaktı. Bu nedenle kaldım. PAF takımda, zaman zaman da A takımda oynadım. Devre arasında Ankaraspor beni çok istiyordu. Volkan ağabey de orada olduğu için benim de aklıma yattı ancak onlar beni bonservisimle transfer etmek amacındaydı. Galatasaray ise buna yanaşmadı. Ardından Vestel Manisaspor'dan teklif geldi ama o da benim içime sinmedi.

Neden sinmedi? Halbuki Arda geçtiğimiz sezon orada patlama yapmıştı ve Ersun Yanal da genç oyunculara şans tanıyan bir teknik adam olarak biliniyor.
Ersun Hoca'nın gençlere verdiği önem tartışılmaz ama içime bir şeyler doğdu işte. Sonrasında Kayserispor'dan gelen teklif üzerine Uğur Uçar'la konuştum. Ertuğrul Sağlam'ın orada olması, Genç Milli Takımlardan arkadaşlarımın o kadroda bulunması ikna olmamı sağladı.

Kayserispor'da kendimi buldum

Peki, "İyi ki Kayserispor'a gitmişim" diyor musun?
Elbette. Çünkü Kayserispor'da oynama şansı buldum. İlk maçıma kupada Karşıyaka müsabakasıyla çıktım. Maç 2-0'dı ve inanılmaz bir gol kaçırdım. Eğer o golü atsaydım gruptan çıkacaktık. Benim için kötü bir başlangıç olduğunu düşündüm. Ardından Trabzon deplasmanında maç 0-0 giderken hocam ısınmamı isteyince heyecanlandım. Oyuna girdikten sonra bir penaltı kazandırdım. O maçtaki performansım Karşıyaka maçındaki kötü başlangıcı unutturdu. Ardından Ankaragücü maçında iki, Sakarya maçında bir gol attım. Yani Kayseri'ye gelmek benim açımdan iyi oldu.

Aslında Kayserispor'da işin çok da kolay değil. Gökhan banko oynuyor, partneri olmak için üç oyuncu çekişiyorsunuz.
Evet, ben, İlhan ve Iglesias, Gökhan ağabeyin yanında oynamak için mücadele ediyoruz. Ama Kayserispor'a giderken bunu sorun etmedim. Çünkü Galatasaray'da da Türkiye'nin en iyi dört forveti vardı. Bir de Ertuğrul Hoca her maçta rakibin özelliğine göre üçümüzden birine görev veriyor. Biz de bu durumun farkındayız ve hiç kimse yedek beklemeyi sıkıntı yapmıyor. Eskiden "Niye oynamıyorum?" diye dert ederdim. Kayserispor'da ise bir hafta hiç oyuna alınmazken ertesi hafta ilk onbirde çıkabileceğimi biliyorum.

Senin ünlü bir Fair Play ödülün var. PAF takımında elinle gol attıktan sonra hakeme gidip itirafta bulundun ve golü iptal ettirdin. Bu nedenle de önce Türkiye'de, sonra da dünyada yılın Fair Play ödülünü aldın. O gollü attıktan sonra kafandan neler geçmişti?

O andaki ruh halim bunu yapmamı gerektiriyordu. Golü attım ama sonra hakeme gidip, "Ben elimle attım" dedim.

Her şart altında aynı şeyi yapar mısın? Mesela bir Galatasaray-Fenerbahçe maçında bile?..
Bu bir vicdan meselesi ve yaparım diye düşünüyorum. Ama Fenerbahçe ile oynuyorsunuz ve dünyanın en önemli derbilerinden bir tanesi bu. O nedenle "mutlaka yaparım" diye kesin bir cevap veremiyorum.

Rakibine dirsek atacak oyuncu değilim

Fair Play ödülünü aldıktan sonra bir başka olay daha yaşadın. Topsuz alanda rakibine dirsek atmaktan dolayı 3 maç ceza aldın. İkisi pek bağdaşmıyor gibi geldi bana.
O pozisyonun dirsekle ilgisi yoktu. Antalyaspor PAF takımıyla oynuyorduk. Bir pozisyonda arkadaşım taç atışını bana doğru kullandı, pozisyon almak için iki kolumu açtım ama sağ dirseğim arkamdan gelen rakibimin yüzüne çarptı. Yere düşünce hemen eğildim ve "Bir şeyin var mı?" diye sorup özür diledim. Antalyaspor yedek kulübesindekiler "Dirsek attı" diye bağırınca hakem de kırmızı kart gösterdi. Ama ben rakibine bilerek dirsek atacak bir oyuncu asla değilim.

Hakan Şükür de Ümit Karan da seni veliahtları olarak ilân etti. İkisi farklı tipte oyuncular. Sen oyuncu özelliklerinle hangisinin veliahdısın?
Evet, ikisi de farklı tipte oyuncular. Hakan ağabey pivot santrfor, Ümit Karan ise bir striker. Ben kendimi ikisinin ortasında görüyorum. Hakan ağabeyin kafa toplarında üstünlüğü ve gol vuruşları, Ümit ağabeyin de özel gol vuruşları var. Ama elbette tartışmasız Hakan ağabey Türkiye'nin en önemli golcüsü.

Peki, senin başlangıçtaki futbolcu idolün kimdi?
Galatasaray'a gelmeden önce kafamda hep Hakan ağabeyin hayali vardı. Odamda onun posterleri asılıydı. Çocukken çok fazla hayal kurdum. "Bir gün Galatasaray'da oynayacak mıyım, ben de bu oyuncular gibi birisi olacak mıyım?" diye düşünürdüm. Bir gün bir de baktım Hakan ağabeyle yan yana soyunuyorum. İlk karşılaştığımızda çok heyecanlanmıştım. Daha sonra yakınlaştık. Evine yemeğe, kahvaltıya gidiyordum. Diğer genç arkadaşlarla birlikte yazlığına gidiyordum. Sonra da Hakan ağabeyin oda arkadaşı oldum.
Bu oda arkadaşlığı tercihlerini kendiniz mi yapıyorsunuz?
Evet, Hakan ağabey beni oda arkadaşı olarak istedi. Sürekli muhabbet ederdik. Düşünsenize, Hakan Şükür'le beraber kalıyorsunuz, yani dünyanın en çok tanıdığı Türk'le. Kongo'da bile tanınan bir insan. Ona futbolla ilgili birçok soru soruyordum ve o da bana yardımcı oluyordu. Gelişmemde çok büyük katkısı var. Ümit, Necati ve Hasan Kabze ağabeylerimin de katkıları var. Onların sayesinde bu noktaya gelebildim.

Pozisyonlara takılıp kalıyorum

Kendinle baş başa kaldığında futbolcu özelliklerini tartışır mısın? Neleri iyi yapıyorsun, hangi noktalarda eksiklerin var?
Çabukluk yönünden eksiklerim var. Pozisyonlara çok fazla takılıp kalıyorum. Mesela bir gol kaçırdığım zaman o pozisyon sürekli kafamda oluyor. Maç boyunca kendimi yiyorum. Bu takıntıyı mutlaka yenmem lazım.

Gelecekle ilgili hedeflerin neler? Mutlaka Galatasaray'a dönmeyi düşünüyorsun ama sonrası için planların neler?
Galatasaray'ı çok seviyorum ve oyuncusu olmaktan öte taraftarıyım. O takımda oynayabileceğimi de çok rahatlıkla söylüyorum çünkü kendimden eminim. Uzun yıllar Galatasaray'a hizmet vermek, başarılar elde etmek ve sonra da kulübüme para kazandırarak İngiltere Ligi'ne gitmek istiyorum. Mutlaka büyük takımda oynama takıntım yok. Premier Lig'den herhangi bir takım da olabilir. Koyu bir Manchester United taraftarıyım. Chelsea'yi sevmesem de golcü olarak Drogba'yı beğeniyorum.

Avrupa hayallerin uzun vadeli planlar mı? Yoksa mesela önümüzdeki sezon Galatasaray'a döndüğünde bir teklif gelirse hemen gider misin?
Önce Galatasaray diyorum ama Avrupa'ya da en erken şekilde gitmek istiyorum. Birinci hedefim Galatasaray, ikinci hedefim A Milli Takım, sonrasında da İngiltere Ligi.

Kayseri'deki hayatından söz eder misin biraz? Futbolun dışında neler yapıyorsun orada?
Hayatım iyi geçiyor. Antrenmanın ardından ben, İlhan ve Uğur, Ümit Aydın ağabeyin evinde toplanıyoruz. Ümit ağabey ve eşi bizim anne-babamız gibi. 24 saatin büyük çoğunluğunu orada geçiriyoruz. Ev yemekleri yiyoruz, Ümit ağabeyle iddialı playstation maçları yapıyoruz ve genellikle ben yeniyorum. Tabu gibi değişik oyunlar oynuyoruz. Birlikte geziyoruz, sinemaya gidiyoruz, müzik dinliyoruz. Rock hariç her türlü müziği dinliyorum.

U19 Takımı'nda oynuyorsun ve bir yandan da Ümit Milli Takım'a çağrılıyorsun.
Fiziğim gelişmiş olduğu için çocukluğumdan beri hep bir üst kategoride forma giymeye alışkınım. Avrupa Şampiyonu olan U17 Milli Takımı'yla birlikte ay-yıldızlı formayı giymeye başladım. Daha sonra dünya dördüncüsü olan kadroda da yer aldım. Yaşım ilerledikçe de kategorim yükselerek milli formayı giymeyi sürdürdüm.

Milli Takım formasını giymek bazı oyuncuların performansını da yükseltiyor. Senin için de böyle bir durum söz konusu mu?
Elbette. Göğsünüzde ay-yıldızı taşıyorsunuz. Türkiye'de milyonlarca genç var ve onların arasında bu formayı giymek size nasip oluyor. Bunun bilincine varmak sizi daha çok motive ediyor tabii. Önümüzde Avrupa Şampiyonası elemeleri var. Grupta Ukrayna, Çek Cumhuriyeti, Liechtenstein ve Ermenistan'la mücadele edeceğiz. Bu gruptan birinci sırada çıkmak istiyoruz. Gruptaki tüm rakiplerimizden daha iyi takımız. Bugüne kadar uluslararası alanda çok maça çıktım ve iddia ediyorum ki bizden daha yeteneklisi yok.

Gençler yeterli şansı bulamıyor

Yetenek konusu tamam da başarıda istikrar sağlamak meselesinde sanki biraz zorlanıyoruz. Bunun sebebi ne sence?
Avrupa Şampiyonu olan takımın oyuncuları kulüp takımlarında yeterince oynama fırsatı bulamıyor. Mesela biz Avrupa Şampiyonu olduktan sonra Nuri Şahin, Dortmund'un A takımında oynamaya başladı. Biz de oynamayı bekliyorduk ama aynı fırsatı bulamadık. Halbuki Avrupa Şampiyonu olduğumuz dönemde sürekli Avrupa takımlarından transfer teklifleri alıyorduk ve bundan büyük gurur duyuyorduk. Türkiye'ye döndüğümüzde ise oynama şansı bulamadık ve PAF takımına döndük. Tabii büyük takımların sürekli büyük hedefleri var genç futbolculara da banko şans tanıyamıyorlar.

O zaman senin yaptığın gibi oynayabileceğin bir takıma gitmek mi işin doğrusu?
Galatasaray'da kalsaydım bugün belki Ümit Milli Takım'da olamayacaktım. Genç oyuncu takımında oynayamayacağını hissediyorsa mutlaka oynayabileceği bir takıma gitmeli. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta gidilecek takımın çok iyi seçilmesi gereklidir.

Labels: , , , , , , , ,

DÜNYA'NIN GÖZÜ BU FİNALDE!

Avrupa'nın en iyi iki takımı Milan ile Liverpool çarşamba günü kozlarını Atina'da paylaşacak. Milan için 2005'te İstanbul'da kaybettikleri finalin intikamı niteliğindeki 2007 finali, Liverpool için ise aynı yıldırımın iki kez aynı yere düşebileceğinin ispat sınavı olacak.Bundan tam iki yıl önce İstanbul’da yaşanan dramada UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde Milan ile Liverpool karşılaştı. Milanlılar’ın aklında şu anda sadece intikam almak var. Carlo Ancelotti’nin takımı belki ufak bir farkla favori olan ekip olarak gösterilebilir ama Liverpool aynı yıldırımın iki kez çarpacağını kanıtlamak istiyor ve Rossoneri’nin kendileri için bir tehdit oluşturmadığını aynen 2005’te İstanbul’da olduğu gibi yine göstermek istiyor. Türkiye’de 2005’te iki ekip arasında oynanan final hala akıllarda ve gelmiş geçmiş en iyi final olarak hatırlanıyor. Milan’ın ilk 45 dakikada bulduğu 3 gole Rafael Benitez’in öğrencilerinin ikinci 45 dakikada verdiği 3 gollü cevap ve penaltılara kalan maçta Liverpool’a giden kupa, futbol tarihinin en canalıcı sahnelerinden birinin İstanbul’da yaşanmasını sağlamıştı.

- Atina Olimpiyat Stadı ya da bilinen diğer adıyla OACA Spyro Louis Stadı bu dev şov için, kıtanın en iyi iki takımı için hazırlandı. Milan rövanşı almak isterken burasının Milan’a şans getirdiği de ayrı bir konu; ne de olsa 1994 Şampiyonlar Ligi finalinde aynı stadyumda İspanyol devi Barcelona’yı 4-0 yendiler.

- Milan ve Liverpool toplamda 11 Avrupa kupası kazandı. Milan için Atina’da gelecek zafer onlar için 7. Avrupa kupası olurken, Liverpool için de 6. Kupa olabilir. Dünya’da sadece 9 kupası olan Real Madrid bu ikiliden fazla bu onuru yaşayan takım oldu.

- Milan 11. finaline katılıyor ve daha önce 1963, 1969, 1989, 1990, 1994 ve 2003’te kupayı kaldırdılar. Rossoneri 1958, 1993, 1995 ve 2005’te ise final oynadı. Sadece Madrid (12) bir fazlayla daha çok finalde boy gösterdi.

- Liverpool’un 7. finalinde ise elde ettiği 5 kupa var, 1977, 1978, 1981, 1984 ve 2005. Anfield ekibinin tek final mağlubiyeti 1985’te geldi.

- Liverpool “ev formasını” giydiği her maçta kupaya uzanmayı başardı ve “beyazlar” üzerlerindeyken de rakiplerini yendi. Öte yandan Milan ise “beyazlar” üzerindeyken İstanbul’da kaybetmiş olsa da bu forma ile kazanılan 1963, 1989, 1990, 1994 ve 2003’te gelen kupalarla “beyazlar” Milan'ın şanslısı.

- Şahıs bazında bakılacak olunursa, Milan’dan Paolo Maldini Rossoneri ile 1989, 1990, 1994 ve 2003’te boynuna taktığı şampiyonluk madalyasından sonra bu finalde de 5. kez şampiyonluk madalyasını boynuna takabilir. Maldini Atina’da çıkacağı finalle birlikte Pacho Gento'ya ait olan 11 final rekorunu egale edecek. Gentho şu anda tarihteki en başarılı 3 futbolcudan biri; Real Madrid efsanesi adına 6 madalya taşırken, diğer efsane takım arkadaşları Alfredı di Stefano ve Jose Marira Zarraga 5’er kez madalya taktı.

- Eğer Maldini’nin babası Cesare’nin ayak izlerinden giderek Milan ile Avrupa Kupası’nı kazandığını söylüyorsak, o zaman Liverpool kalecisi Pepe Reina’nın daha iyisini yapmaya çalıştığını söyleyebiliriz. Pepe’nin babası Miguel, 1974 finalinde Atletico Madrid’in Bayern Münih’e kaybettiğinde üzülen tarafta yer aldı.

- Ancelotti ve Benitez ikisi de daha önce takımlarının müzesine birer kupa götürmeyi başardı. Ancelotti 2003’te ve Benitez ise 2005’te. Milan’ın çalıştırıcılarına bakacak olursak Ancelotti hem teknik direktör hem de futbolcu olarak kupa kaldıran 5 isimden biri.

- Milan’ın Avrupa’da tarih yazan bir diğer ismi ise kesinlikle Clarence Seedorf. O, 3 farklı takımla bu onura uzanan tek isim ve Hollandalı yıldız Ajax (1995), Real Madrid (1998) ve Milan (2003) ile Şampiyonlar Ligi’nde zirve yaptı.

- Bu iki dev 25 Mayıs 2005’te İstanbul’daki unutulmaz finalden beri ilk kez kozlarını paylaşacak. Milan o gece Maldini ile ilk dakikada golü bulmuş ve finallerin en hızlı golüne ulaşmıştı. Ardından da devre arasına girilmeden önce 39 ve 44’te Hernan Crespo ile farkı 3’e çıkartmıştı. Liverpool ise Seteven Gerrard liderliğindeki performans artışında 54’te kaptan Gerrard, 56’da Vlademir Smicer ve 60’ta da Xabi Alonso ile cevap vermişti. Nefes kesen finalide penaltılarda gülen ise 3-2 ile İngiliz ekibi olmuştu. O maçın unutulmaz anlarından biri de, gecenin kahramanlarından Liverpool file bekçisi Jerzy Dudek’di ve Dudek, Andriy Shevchenko'nun penaltısını kurtarmayı başarmıştı.

2005’teki penaltı atışları:
Serginho, kaçırdı; Hamann, 0-1; Pirlo, kurtarıldı; Cissé, 0-2; Tomasson, 1-2; Riise, kurtarıldı; Kaká, 2-2; Šmicer, 2-3; Shevchenko, kurtarıldı.

İstanbul’daki takımlar:
Milan: Dida; Cafu, Jaap Stam, Alessandro Nesta, Paolo Maldini; Gennaro Gattuso (Rui Costa, 112), Andrea Pirlo, Kaká, Clarence Seedorf (Serginho, 86); Andriy Shevchenko, Hernán Crespo (Jon Dahl Tomasson, 85).
Liverpool: Jerzy Dudek; Steve Finnan (Dietmar Hamann, 46), Jamie Carragher, Sami Hyypiä, Djimi Traoré; Luis García, Xabi Alonso, Steven Gerrard, John Arne Riise; Harry Kewell (Vladimír Šmicer, 23), Milan Baroš (Djibril Cissé, 85).

- Milan Atina’daki finale, yarı finalde Manchester United karşısında toplamda 5-3’lük üstünlüğü bularak kaldı. Old Tafford’ta ilk maçı 3-2 kaybeden Milan San Siro’da muhteşem cevabı verdi ve Kaká (11), Clarence Seedorf (30) ve Alberto Gilardino (78) ile finale adını yazdırdı.

- Milan için Şampiyonlar Ligi finaline kadar uzanan uzun yol 3. eleme turunda başladı. Milan Crvena Zvezda’yı evinde (1-0) ve deplasmanda (2-1) devirdi. H Grubu’nu 3 galibiyet, 1 beraberlik ve iki de mağlubiyet ile zirvede tamamlayan Milan ilk elemede Celtic’i deplasmanda 0-0 berabere kaldıktan sonra evinde 1-0 kazanarak avladı. Milan çeyrek finalde ise Bayern Münih ile evinde 2-2 berabere kaldıktan sonra deplasmanda 2-0 yenerek tur atladı.

- Liverpool’un yarı finaldeki kurbanı ise iki yıl önce İstanbul’da finale giden yoldaki kurbanıyla aynı oldu: Chelsea. Londra’da ilk ayağı 1-0 kaybeden Benitez’in öğrencileri Daniel Agger’in 22. dakika golüyle Anfield’da aynı skorla kazandı. Penaltılara kalan maç ise Liverpool’un 4-1’lik başarısıyla tamamlandı.

- Boudewijn Zenden, Alonso, Gerrard ve Dirk Kuyt penaltılarını gole çevirirken, Reina Chelsea'den Arjen Robben ve Geremi’nin penaltılarını durdurmayı başardı. Bu aynı zamanda Merseyside ekibinin Avrupa’daki bütün turnuvalarda 12 kez girdiği penaltı heyecanından sadece 1’ini kaybettiğini gösterdi.

- Şampiyonlar Ligi yoluna gruplarda başlayan Liverpool, C Grubu’nu 4 galibiyet, 1 beraberlik ve bir mağlubiyet ile zirvede tamamladı. İlk elemede son şampiyon Barcelona’yı eleyen Liverpool ilk maçta 2-1 kazandığı eşleşmede deplasmanda 1-0 mağlup olarak deplasman golleriyle tura ulaştı. Çeyrek finalde daha rahat ilerleyen Liberpool, PSC Eindhoven’ın deplasmanda 3-0 ve evinde de 1-0 devirdi.

- Yunanistan her zaman Milan için iyi anıların canlandığı bir ülke. Selanik’te 1972/73’te oynanan Kupa Galipleri Kupası’nda Milan bir diğer İngiliz ekibi Leeds United’ı Luciano Chiarugi’nin golüyle devirdi.

- Ancak OACA Spyro Louis Stadı’nın yeri çok başka; 18 Mayıs 1994’te burada oynadıkları finalde Barcelona’yı Daniele Massaro (2), Dejan Savićević ve Marcel Desailly’nin golleriyle yendiler. Ancak Atina’da aynı stadyumda yapılacak olan 2007 finalinden önce, Milan grup aşamasında burada AEK Athens karşısında 1-0 ile ilk mağlubiyetini de aldı.

- Liverpool’un da finalin oynanacağı stadyumla ilgili iyi anıları var; 1984/85’te burada Panathinaikos’u 1-0 yendiler ve toplamda da 5-0 ile yarı finale kaldılar. 2000/01’de kazandıları UEFA Kupası yolculuğunda ise Olympiacos ile burada 2-2 berabere kaldılar.

- Liverpool’un son Yunanistan ziyareti ise mağlubiyetle sonuçlandı ve 2005/05 Şampiyonlar Ligi’nde Georgios Karaiskakis Stadı’nda Olympiacos’a grup aşamasında 1-0 mağlup oldular.

- Milan’ın İngiliz ekiplerine karşı istatistiğine bakıldığında 24 maçta 9 galibiyet, 7 beraberlik ve 8 de mağlubiyet göze çarpıyor. Daha önce İngilizler’e karşı iki kez final oynayan Milan Kupa Galipleri’nde 1973’te Leed United’ı yendi ama 2005’te Milan’a kaybetti.

- Liverpool ise İtalyanlara karşı yaptığı 16 maçtan 7’sini kazandı ve 7’sini de kaybetti. 1984 ve 2005 finallerinde gelen zaferlerden ikisi de bu istatistiklere dahil.

- Liverpool UEFA finalinde tam 3 kez Serie A ekiplerine ve ikisinde karşı çıkan takım oldu. İstanbul’da Milan’ı yenmelerinin yanı sıra 1983/84’te de Roma’yı 1-1 bitan maçın sonunda penaltılarla 4-3 yenerek kupaya uzandılar ve bir sezon sonra da Brüksel’deki finalde Juventus’a 1-0 kaybettiler.

Labels: , , , , , , ,

Süper Lig'e yükselme maçları Ankara'da

Türk Telekom Lig A'dan, Turkcell Süper Lig'e yükselecek son takımın belirleneceği yükselme maçları, 27-30 Mayıs tarihlerinde Ankara'da yapılacak.

Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklamaya göre, 19 Mayıs Stadı'nda saat 19.00'da oynanacak yükselme maçlarında, 27 Mayıs Pazar günü Malatyaspor ile Altay, 28 Mayıs Pazartesi günü de Diyarbakırspor ile Kasımpaşa takımları final için mücadele edecek.

Maçlarını kazanan takımlar, Gençlerbirliği OFTAŞ Spor ve İstanbul Büyükşehir Belediyespor'un ardından Turkcell Süper Lig'e yükselecek 3. takım olabilmek için, 30 Mayıs Çarşamba günü saat 20.00'de finalde karşı karşıya gelecek.

Yükselme maçlarının bilet fiyatları da kale arkası için 5 YTL, maraton tribünü için 10 YTL, numaralı tribün için 15 YTL olarak açıklandı.

Labels: , , , , ,

Sunday, April 15, 2007

Süper lig maç sonuçları



# Kayseri Erciyesspor: 0 - Ankaragücü: 1 (Maç sonucu)
# Antalyaspor: 1 - Denizlispor: 1 (Maç sonucu)
# Sivasspor: 2 - Gaziantepspor: 1 (Maç sonucu)
# Bursaspor: 0 - Kayserispor: 3 (Maç sonucu)
# Ankaraspor: 4 - Konyaspor: 2 (Maç sonucu)

Fenerbahçe:0 - Vestel Manisaspor:0

Türkcell Süper Lig'de, Fenerbahçe ile Vestel Manisaspor arasındaki mücadele 0-0'lık eşitlikle tamamlandı.

İLK YARI

2. dakika Zelenka'nın ceza sahası dışından yaptığı yerden vuruş auta çıktı..
4. dakika Alex'in sağ köşeden ceza sahası dışına doğru ortaladığı kornerde Appiah'ın volesinde yerden sekerek kaleye yönelen topu defans uzaklaştırdı.
7. dakika Sağ çaprazdan içeri doğru sokulan Zelanka'nın vuruşu önündeki rakibinden döndü..
8. dakika Fenerbahçe'nin sağ çaprazda kazandığı serbet vuruşu Alex ceza yayı gerisine doğru çuıkardı. Appiah'ın sert vuruşunda Aurelio'dan seken topu Fevzi köşeden çıkardı
11. dakika Holosko'nun sağ kanattan ceza sahası dışına doğru yaptığı yerden ortada Selçuk'un vuruşu kaleci Serdar'da kaldı.
15. dakika Lugano'nun pasıyla sol kanattan hareketlenen Ümit'in ortasını savunma karşıladı..
22. dakika Zelanka'dan aldığı pasla ceza sahasına doğru hareketlenen Uğur, rakibi ile girdiği mücadelede yerde kaldı ve faul bekledi, hakem devam dedi.
25. dakika Vestel Manisaspor'un ceza sahası sol köşesinde kazandığı firikikte Zelenka içeri ortayı yaptı, Hakan'ın kafasından yükseklik kazanan topu savunma uzaklaştırdı.
30. dakika Mehmet Yozgatlı'nın sağ kanattan yaptığı ortada Tuncay'ın yükselip vuramadığı top diğer kanattan taca çıktı.
32. dakika Holosko ceza sahası dışından kaleyi düşündü, sert vuruş yandan auta çıktı.
34. dakika Sağdan ceza sahasına giren Mehmet Yozgatlı'nın rakibinden kurtulduktan sonra yaptığı ortayı ön direkte kaleci Fevzi kontrol etti.
36. dakika Sağ kanattan çalımlarla ceza sahasına sokulan Mehmet'in penaltı noktasına doğru çıkardığı pasta topa vurmak isteyen Tuncay yerde kaldı, hakem devam dedi.
39. dakika Mehmet Yozgatlı'nın sağ köşeden ceza sahasına ortaladığı kornerde ön direkte Alex'in yaptığı vuruş auta çıktı
40. dakika Mehmet Yozgatlı'nın sağ kanattan yaptığı ortada kaleci Fevzi'yi geçen topu Alex kaleye yollayamadı.
45. dakika Alex'in sağ köşeden kullandığı kornerde Fevzi boşa çıktı, Tuncay'ın kafa vuruşu üsten auta çıktı.

KADROLAR

Turkcell Süper Lig'deki Fenerbahçe-Vestel Manisaspor maçının takım kadroları şöyle:


Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Hakemler: İsmet Arzuman, Selçuk Kaya, Ali Saygın Ögel
Fenerbahçe: Serdar, Serkan, Önder, Lugano, Ümit, Mehmet Yozgatlı, Aurelio, Appiah, Tuncay, Alex, Kezman
Vestel Manisaspor: Fevzi, Burak, Ümit, Kalabane, Şener, Uğur, Hakan, Selçuk, Okan, Zelenka, Holosko

MAÇTAN NOTLAR

Fenerbahçe Teknik Direktörü Zico, Turkcell Süper Lig'deki Vestel Manisaspor maçında ilk 11'de değişiklikler yaptı.
Sakatlığı geçen Appiah ilk 11'deki yerini alırken, Deniz'in yerine Mehmet Yozgatlı ilk 11'de görev aldı.
Brezilyalı çalıştırıcı, uzun süredir orta alanın sağında görev verdiği Appiah'ı ortaya çekerken, orta alanın sağında Mehmet Yozgatlı görev yaptı. Uzun süredir görev yaptığı orta alanın sağında verimli olamadığını ifade eden Appiah, Vestel Manisaspor mücadelesinde istediği bölgede oynama şansı buldu.
Fenerbahçe'de, Beşiktaş ile yapılan Fortis Türkiye Kupası Yarı Final ilk maçında ilk 11'de sahaya çıkan Tümer, Deniz ve Deivid yedekler arasında yer buldu.
Kupa maçına yedek çıkan Alex ve Kezman da ilk 11'deki yerini aldı.
Sarı-lacivertli ekipte cezalı Edu ile birlikte, Kemal, Selçuk, Kerim, Olcan ve kaleci Rüştü de 18 kişilik kadroda yer almadı.

GENELKURMAY BAŞKANI MAÇTA

Fenerbahçe-Vestel Manisaspor maçını GenelKurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt da izledi.
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın stadın girişinde karşıladığı Büyükanıt, maçı protokol tribününde Yıldırım ile birlikte takip etti.
Büyükanıt maçtan önce yaptığı açıklamada, "İnşallah güzel maç olur, sporda her şey olur, yeter ki küfür ve şiddet olmasın, sahaya yabancı madde atılmasın" dedi.
Büyükanıt, "Fenerbahçe'nin şampiyonluk şansını nasıl görüyorsunuz?" sorusuna ise "Şampiyonuz" diye yanıt verdi.

TÜMER'E DESTEK

Fenerbahçeli taraftarlar, Beşiktaş ile yapılan kupa maçında siyah-beyazlı taraftarların protesto ettiği Tümer'e maç öncesi destek verdi.
Tümer, pas çalışması yapan yedek oyuncuların yanına gelmek için sahaya çıktığında Migros kale arkası tribünündeki taraftarlarca çağrıldı. Tribün önüne giden Tümer, yaptıkları tezahüratlara karşılık taraftarları selamladı.
Taraftarlar, Tümer'i tribüne çağırdıkları sırada Beşiktaş'a yönelik küfürlü tezahürat yaptı.

MAÇ SAYGI DURUŞUYLA BAŞLADI

Karşılaşma öncesi, dün Aksaray'da meydana gelen trafik kazasında yaşamını yitiren öğrenci çocuklar ve velileri için saygı duruşu yapıldı.
Öte yandan, PAF Ligi'nde Dereağzı Tesisleri'ndeki sahada yapılan maçta Fenerbahçe, Vestel Manisaspor'u 2-0 yendi.
Aziz Yıldırım'ın davetlisi olarak Ardahan'dan İstanbul'a getirilen genç Fenerbahçe taraftarı Tuncay Tokdaş, günü alış veriş yaparak geçirdikten sonra Vestel Manisaspor maçına da getirildi.

İKİNCİ YARI

46. dakikada Mehmet yozgatlı topla cezaalanına girdi şutunu çekti top Kalabane'den döndü.

49. dakikada Aurelio'nun pasıyla cezaalanına giren Lugano sol çapraza girerek sert bir şut çekti top oldukça farklı şekilde auta çıktı.

53. dakikada Tuncay ortasahadan aldığı tohla korner bayrağına yakın yere kadar gitti Şener'i geçip ortasını yaptı arka direkteki Mehmet kafayla içeri doldurdu, ofsayt bayrağının kaldırıldığı anda Kezman topu auta attı

55. dakikada ani gelişen Manisa atağında Zelenka ortaladı, top herkesi geçti, Okan Koç gol yapmak üzereyken, Önder son anda araya girip tehlikeyi uzaklaştırdı

58. dakikada Okan Koç oyundan çıktı yerine Metin girdi

60. dakikada Vestel Manisa atağında Selçuk cezaalanı dışından sert vurdu Serdar yatarak topa hakim oldu.

61. dakikada Zelenka cezaalanı dışından sol ayağıyla aşırtma denedi top serdar'da kaldı:

64. dakikada Mehmet Yozgatlı oyundan çıktı yerine Deivid girdi

66. dakikada Alex'in kullandığı korner atışında top sekti, arka direkte Önder topu durdurup oldukça kötü vurdu

69. dakikada Serkan'a sert giren Selçuk sarı kart gördü.

70. dakikada Appiah oyundan çıktı Tümer girdi

72. dakikada Zelenka'nın yerine Borbiconi oyuna girdi
73. dakikada Kezman çıktı Semih girdi

76. dakikada Fenerbahçe'nin kazandığı korner atışı öncesinde Tuncay'ı cezaalanı içinde formasından çeken Uğur sarı kart gördü

79. dakikada rakibine sert giren Tuncay sarı kart gördü

80. dakikada Selçuk oyundan çıktı yerine Sezer girdi

85. dakikada Semih aşırtam bir pasla Deivid'i bir anda kaleciyle karşı karşıya bıraktı, Brezilyalı futbolcu müsait durumda topu auta attı

86. dakikada Tümer soldan sıfıra kadan indi ortasını yaptı, müsait pozisyonda Deivid'in kafa vuruşu taca çıktı.

Friday, March 30, 2007

Sen oynaTürkiye sen oyna

Türkler parayı Komşu'ya yatırdı.

İddaa yetkililerinden alınan bilgiye göre Yunanistan-Türkiye maçı için Türkiye’de toplam 12 Milyon YTL (12 trilyon liralık) bahis oynandığı ve bahisin yaklaşık 10 trilyon lirasının Yunanistan’ın galibiyeti, ya da beraberlik için oynandığı belirtildi. Maçın sonucunda Türkiye’nin farklı galip gelmesi ile birlikte 10 Milyon YTL’lik liralık iddaa kopununun yattığı açıklandı.

Teşkilat 10 trilyonun tamamının kendilerine kaldığını belirtti. İddaa oynayanlar Norveç maçında da aynı hüsranı yaşadı. Yunanistan galibiyeti sonrası Norveç ile Almanya’da oynanan maçta Türkiye üzerine bahis oynayanlar beraberlik sonucu kopunlarında hüsran yaşadılar. İki maçta da para kazanan taraf Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü oldu.

Ziya Doğan'ı çıldırtan idman

Trabzonspor, Kayseri Erciyesspor ile yapacağı maçın hazırlıklarına bugün yaptığı tek antrenmanla sürdürdü. Teknik direktör Ziya Doğan, yarı sahada yapılan çift kale maçta çileden çıktı.



Bordo-mavililerde Milli Takım'dan dönen Hüseyin çalışmaya katılırken, Stepanov ve Gökdeniz’in idmanlara yarın başlayacakları belirtildi. Mustafa Keçeli ise takımdan ayrı olarak doktor kontrolünde çalıştı.

Teknik direktör Ziya Doğan, düz koşunun ardından dar alanda 5'e 2 pres antrenmanı yaptırdığı oyuncularına daha sonra istasyon çalışması uygulattı. Doğan, yarı sahada yapılan çift kalede ise adeta çileden çıktı.

Pozisyon ve pas hataları yapan oyuncularına sert çıkan Doğan, "Mehter takımı gibi oynuyorsunuz. Topla sevişiyorsunuz adeta. Topu hemen ayağınızdan çıkarmanız gerek. Futbol hızlı oynanır" dedi.

Doğan, sağ bekte görev verdiği Ufukhan'a topu taca atarak uzaklaştırmadığı, Ömer Rıza'ya paslarının isabetsiz olması ve Yattara'ya da pozisyon hataları nedeniyle kızdı. Tecrübeli teknik adam, antrenmanın son bölümünde Ersen, Umut, Ömer Rıza, Cem Demir ve Ceyhun'a gol çalışması yaptırdı.

Milli Oyunculara Talip Çok...


Avrupa’nın devleri, Ay-yıldızlı futbolcularımızı takibe aldı. Inter, Tuncay’a kanca taktı, ajanlar maçı izlediler

AVRUPA’NIN futbol devleri, Türkiye’den oyuncu ithal etmek için çalışıyor. Özellikle A Milli Takım futbolcularına büyük rağbet var. Avrupa basınında dün ilginç haberler vardı. İşte transferlerle ilgii son gelişmeler: İtalya’da spor haberleriyle dikkati çeken en önemli internet haber portallarından Calciomercato, Tuncay’ın Çizme’de yakından takip edildiğini, özellikle Serie A lideri Inter’in F.Bahçeli futbolcu ile ilgilendiğini yazdı. İtalyan basınına göre, Tuncay’a büyük ilgi gösteren İtalyan gözlemciler de dün gece Frankfurt’ta oynanan maç sırasında tribünlerdeki yerlerini aldılar. Sitede yayınlanan haberde “Türkiye-Norveç: İtalyan ajanlar Tuncay ve Skjelbred için Almanya’da” diye başlık kullanılırken “İtalyan hakem Farina’nın yöneteceği maçta tribünlerde bizim ülkemizdeki takımların kimi gözlemcileri de olacak.

APPIAH İÇİN 6 MİLYON $
TÜRK oyuncular arasında özel olarak izlenmekte olan kişi, F.Bahçe’nin forvet oyuncusu Tuncay. Diğer taraftan 19 yaşındaki Rosenborglu oyuncu Skjelbred’i izlemek de ilginç olacak” denildi. Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun da dün A Milli Takım forması giyen futbolcusu Servet’e İngiltere’nin Portsmouth takımı dahil olmak üzere, Rusya, Fransa ve İngiltere’den teklifler bulunduğunu söyledi.

İskoçya’da yayın yapan Evening Times gazetesi de Celtic’in Appiah’ı istediğini yazdı. Gordon Strachan’ın Dünya Kupası’nda da dikkatle Appiah’ı izlediğini belirten Evening Times, Celtic’in Appiah için Fenerbahçe’ye yaklaşık olarak 6 milyon dolar teklif edeceğini yazdı.

Vatan

Yunanlılar kendini avutuyor.

Yunanlılar kendi kendini avutuyor

Bayramlarını zehir edip dörtlediğimiz Yunanlılar, Malta'yı güç bela yendikleri maçtan sonra bizim Norveç'le berabere kalamamızla avundular. ''Yıkılmadık ayakta kaldık'' diyen Komşu'nun gazeteleri neredeyse zafer şarkıları söyleyecek.

Yunan Takımı'nın, ''Yıkılmadığını gösterdiği, hatta ayakta kalmayı başararak savaş alanına geri döndüğü'' yorumunu yapan Yunan basını, Malta galibiyetinin, ''Yunan ekibinin imajının yanı sıra, Rehhagel'in tahtını da kurtardığı'' değerlendirmesinde bulundular.


Türkiye'nin karşısında 4-1 mağlubiyetle küçük düşen Yunan Takımı'na, Malta galibiyetinin adeta ''ilaç'' gibi geldiğini yorumunu yapan Yunan basını, Mavi-beyazlı ekibin 65. dakikada gelen golüyle, Yunanlı futbolcuların da ayaklarından ''8 Yüz kilo ağırlık kalktığını'' yazdı.

''Rehhagel'in dün geceden buyana Avrupa'nın en huzurlu insanı olduğunu, takımın yarısının değişmesiyle birlikte, zayıf Malta karşısında adeta yürüyüşe çıkıldığını, kazanılan zafer sayesinde Alman çalıştırıcının tekrar nefes almaya başladığını'' yazan Yunan basını, 2-2 biten Türkiye-Norveç karşılaşması hakkında, ''Türkiye'nin cehennemden dönerek, Yunanistan'a beraberlik armağan ettiği'' değerlendirmesinde de bulundu.

Norveç ekibinin, Türkiye'yi zorlayan bir oyun çıkardığını yazan Yunan basını, Hamit Altıntop'un ise rakibe gerekli yanıtı vererek, ''Gecenin kahramanı'', ''Takımının kurtarıcısı'', ''Başroldeki adam'' olmayı başardığı görüşünde birleşti.

Atina'da yayımlanan ''SportDay'' gazetesi, Türkiye'nin elde ettiği beraberliği ''İskandinavlar'ın harakiri gecesi'' olarak okuyucularına taşıdığı haberinde, ''Futbol beceri, şans ve daha bir çok şeyin birleşimidir. Örneğin Karaiskaki'de Türkler iyiydiler, hem de çok iyi, ancak Andonis Nikopolidis'in de kariyerinin en kötü gecesine, 4-1 skora ulaşmak için, ihtiyaç duydular. Dün Frankfurt'ta ilk yarıda Terim'in takımı aklı Karaiskeki'de kalmış olarak oynadı. Aynı yarıda Norveç, Bosna karşısında aldığı mağlubiyet ayıbını temizlemek ister gibiydi ve 2 golle öndeydi, ancak Türkler, bir kez daha rakip kalecinin en kötü gecelerinden birini görme şansına sahip oldular. Myhre'nin son 20 dakika içinde armağan ettiği 2 golle Terim'in takımı zirvede kalmayı başardı'' yorumuyla dikkati çekti.


Star

Wednesday, January 31, 2007

KUPA GOLCÜSÜ SEMİH

Fortis Türkiye Kupası çeyrek final ilk maçında Gençlerbirliği'ni 2-1 yenen Fenerbahçe, kupada bu sezon ilk kez gol yedi.

Grup maçlarında oynadığı 4 maçta 17 gol atıp, kalesinde hiç gol görmeyen sarı-lacivertliler, Gençlerbirliği maçında 57. dakikada Mehmet Çakır'ın golüne engel olamadı. Fenerbahçe, 89. dakikada Semih'in golüyle maçtan galip ayrılmasını bildi.

KUPA GOLCÜSÜ SEMİH

Fenerbahçe'de, kupa maçlarında attığı gollerle dikkati çeken Semih, bu akşam da boş geçmedi. Karşılaşmaya ilk 11'de başlayan Semih, 89. dakikadi attığı golle takımına galibiyeti getirdi.

Kupada Fenerbahçe'nin oynedığı 5 maçta da gol atan Semih, kupadaki gol sayısını 7'ye çıkardı. Sarı-lacivertlilerde, daha önceki 4 kupa maçında da gol atan Deivid ise Gençlerbirliği karşısında 72. dakikada Mehmet'in yerine oyuna girdi, ancak gol atamadı.

Fenerbahçe'nin Fortis Türkiye Kupası'nda bu sezon yaptığı maçlar ve golleri atan futbolcular şöyle:

Fenerbahçe-Gaziantepspor: 2-0 (Deivid, Semih)
Sivasspor-Fenerbahçe: 0-4 (Deivid 2, Semih 2)

Fenerbahçe-İnegölspor: 6-0 (Olcan, Deivid, Semih 2, Mehmet Yozgatlı, Tümer)
İstanbul Büyükşehir Belediyespor-Fenerbahçe: 0-5 (Deivid 2, Tuncay, Semih, Mehmet Yozgatlı)

Fenerbahçe-Gençlerbirliği: 2-1 (Mehmet Yozgatlı, Semih)



Fortis Türkiye Kupası Çeyrek Final ilk maçında kendi sahasında Gençlerbirliği'nin konuk eden Fenerbahçe kendi taraftarının önünde zorlu bir 90 dakikalık sınav verdi.

1-0 öne geçen Fenerbahçe Gençlerbirliği’nin beraberlik golüyle bir anda durakladı ve son dakikalara 1-1 berabere girildi.

Ancak 89’uncu dakikada Smih’in ayağından gelen gol Fenerbahçe’de yüzleri güldürdü ve sarı lacivertliler Çeyrek Final ilk maçında Gençlerbirliği’ni 2-1 yenerek avantaj yakaladı.

İlk Yarının Önemli Dakikaları
4. Dakikada Edu'nun uzaklaştırmaya çalıştığı topu bir anda sol çaprazda önünde bulan Mehmet Çakır'ın vuruşunda top üstten auta gitti.

8. Dakikada soldan atağa katılan Eren'in, Mehmet Yozgatlı'yı geçtikten sonra ceza sahasına ortaladığı topu Can uzaklaştırmayı başardı.

11. Dakikada sağ kanattan Mehmet Yozgatlı ile gelişen atakta Gençlerbirliği ceza sahasına gelen ortayı Kerem ters bir vuruşla Semih'e indirdi. Semih'in röveşatasında top Gökhan'dan döndü.

13. Dakikada ceza sahası önünde topla buluşan Engin'in uzun mesafeli vuruşunda top yandan auta gitti.

14. Dakikada Mehmet Yozgatlı'nın Gençlerbirliği ceza sahası önünde düşürülmesiyle kazanılan serbest vuruşu kullanan Tümer'in şutunda top barajdan döndü.

16. Dakikada Mehmet Yozgatlı'nın şutunda Gökhan'dan dönen topu Olcan tamamladı. Olcan'ın vuruşunda top Gençlerbirliği ağlarıyla buluştu ancak ofsayt gerekçesiyle gol olarak değer kazanmadı.

18. Dakikada Draman'ın Fenerbahçe ceza sahasının önünde düşürülmesiyle kazanılan serbest vuruşu Engin doğrudan kaleye kullandı. Vuruşunda top yandan auta gitti.

25. Dakikada Fenerbahçe ceza sahası yayının üzerinde topla buluşan Okan'ın dönerek yaptığı vuruşta top farklı bir şekilde auta gitti.

28. Dakikada Mehmet Nas'ın uzak mesafeli vuruşunda top üst ağlarda kaldı.

32. Dakikada Gençlerbirliği ceza sahasının önünde topla buluşan Tümer'in sert vuruşunda Gökhan topu güşlükle kontrol etti.

34. dakikada sağ kanatta topla buluşan Mehmet Çakır, ceza sahasına hızla giren Engin'i arka direkte topla buluşturdu. Engin'in kafa vuruşunda Serdar topu çelmeyi başardı.

PENALTI 44. dakikada sağ kanattan kazanılan serbest atışı Mehmet Yozgatlı kullandı. Mehmet Yozgatlı'nın ceza sahasına ortasında iyi yükselen Semih, kafayla topu ağlara gönderdi, ancak golden önce düdüğünü çalan karşılaşmanın hakemi, Traore'nin ceza sahasında Edu'ya yaptığı hareketi penaltı olarak değerlendirdi.

GOL 45. Dakikada penaltıyı kullanan Mehmet Yozgatlı topla kaleciyi farklı köşelere göndererek Fenerbahçe'yi karşılaşmada öne geçirdi. 1-0

İkinci Yarının Önemli Dakikaları

48. dakikada Kemal'in orta sahadan uzun pasında, Traore'nin ıskaladığı topu kontrol eden Semih, ceza alanı içinde kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda vurdu, meşin yuvarlak, kaleci Gökhan'dan döndü.

55. dakikada Okan'ın pasıyla ceza alanına giren Engin, Edu'yu çalımlarken topu açınca, kalesinden çıkan Serdar meşin yuvarlağa sahip oldu.

Goooll ! 57. dakikada Eren'in soldan ortasında, penaltı noktasında topu kontrol eden Mendonça, sağ çaprazdaki Mehmet Çakır'a pas verdi. Mehmet'in yerden sert vuruşunda meşin yuvarlak, filelere gitti: 1-1

59. dakikada soldan ceza alanına giren Engin'in ortasında, altıpasta Mehmet Çakır'ın yaptığı vuruşta top kaleci Serdar'da kaldı.

65. dakikada Tümer'in orta sahadan uzun pasında, Traore'nin yine ıskaladığı topla sol çaprazdan ceza alana giren Semih, kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda vurdu, meşin yuvarlak üstten auta gitti.

Goooll ! 89. dakikada Aurelio'nun soldan ortasında, ceza sahasında Semih, kafayla meşin yuvarlağı direğin dibinden filelere gönderdi: 2-1

Karşılaşma Fenerbahçe'nin 2-1 üstünlüğüyle sona erdi.


* * *


5. kez seyircisiz oynayacak

En son 1982/83 sezonunda kazandığı Türkiye Kupası’nı 100. yılında müzesine götürmek isteyen Fenerbahçe, ilk engeli geçebilmek için çeyrek final ilk maçında Gençlerbirliği karşısında. Galatasaray maçında meydana gelen olaylar nedeniyle iki maç seyircisiz, bir maç da tarafsız sahada oynama cezası alan Kanarya, seyircisiz maçların ikincisini bu akşam çekecek. Sarı-Lacivertli ekip, bugüne dek 4 kez boş tribünler önünde oynadığı maçların ikisini kazanıp, ikisinde beraber kaldı.

Kemal ve Olcan kadroda

İlk cezalı maçında 2002’de Adanaspor ile 1-1, geçen sezon sahasındaki ilk müsabakasında Diyarbakır ile 2-2 berabere kalan Fenerbahçe, 33. haftada Erciyes’i 4-2, bu sezon da kupada İnegölspor’u 6-0 mağlup etti. Grup maçlarının üçünde ligde şans vermediği oyuncularını oynatan Zico, aynı uygulamayı bugün de sürdürecek. Kalede Serdar’a şans tanıyacak olan Brezilyalı teknik adam Kemal ve Olcan’ı da ilk 11’de sahaya sürecek. Fenerbahçe, cuma gecesi rakibiyle bu kez ligde karşılaşacak.

Taraftarlar toplanacak

Bu arada bir grup taraftarın karşılaşma seyircisiz oynanacak olmasına karşın Şükrü Saracoğlu’na gideceği öğrenildi. Cumartesi akşamı oynanan seyircisiz maçta bazı Galatasaray taraftarlarının stadın dışında toplanıp, dev ekrandan müsabakayı izlemesine ses çıkarılmaması nedeniyle Fenerbahçeli taraftarların da aynı uygulamayı yapmak istediği öğrenildi. Taraftarlar, buna izin verilmese bile takıma stada gelişinde destek verip, yanlarında olduklarını hissettirmek amacında.

Fenerbahçe:
Serdar, Serkan, Edu, Can, Ümit, M.Yozgatlı, Appiah, Aurelio, Alex, Tuncay, Deivid

Gençlerbirliği
Gökhan, Eren, Tuna, Traore, Adem, Haminu, Mehmet Nas, Tozo, M. Çakır, Okan, Isaac

Stat: Şükrü Saracoğlu
Saat: 20:00
Yayın: Lig Tv
Hakem: Fırat Aydınus

Son iki eşleşmede rakibine eleniyor
Fenerbahçe, ismi bazen Türkiye, bazen Federasyon olan Fortis Türkiye Kupası’nda bugüne dek Gençlerbirliği ile 6 kez eşleşti. Bunların 4’ünde rakibini saf dışı bırakan Kanarya, ikisinde rakibine boyun eğdi. Dikkat çekici olan nokta, Gençlerbirliği’nin son iki eşleşmede üstün olmasıydı. İki takım ilk kez 1962/63 sezonu yarı finalinde karşı karşıya gelirken, iki maçı da kazanan Fenerbahçe adını finale yazdırdı. 1964/65’te çeyrek final, 1992/93’te 6. tur, 1995/96’da çeyrek finalde turu Fenerbahçe geçerken, 2000/01’deki finalde Başkent ekibi penaltılarla kupanın sahibi oldu, 2003/04’te de yarı finalden üstün çıktı.

Saturday, January 27, 2007

Bu kez kaybettiği için çığlık attı

Yılın ilk 'Grand Slam' mücadelesi olan Avustralya Açık'ta gülen taraf Serena Williams oldu.


Bu yıl 95'incisi düzenlenen ve toplam 22.5 milyon YTL para ödüllü Avustralya Açık'ta, tek bayanlar finalinde, uzun süredir sakatlığı nedeniyle kortlardan uzak kalan ve turnuvaya seri başı olmadan katılan ABD'li raket Serena Williams, 1 numaralı seribaşı Rus Maria Sharapova'yı 6-1 ve 6-2'lik setlerle 2-0 yenerek şampiyon oldu.

Melbourne Park'ta yapılan ve 1 saat 3 dakika süren zorlu mücadelenin ardından, kariyerindeki 8. 'grand slam' şampiyonluğunu elde eden Williams, Avustralya Açık'ta 2003 ve 2005 yıllarından sonra 3. kez mutlu sona ulaştı.

Turnuvaya dünya klasmanının 81 numaralı tenisçisi olarak katılan 25 yaşındaki Williams, kazandığı bu şampiyonlukla 29 yıl aradan sonra Avustralya Açık'ta seri başı olmadan birincilik kupasını kaldıran ilk bayan tenisçi oldu.

Kariyerinde toplam 27 şampiyonluğu bulunan ünlü raket, Rus rakibiyle mücadelesi sırasında 7 kez servisten direkt sayı (ace) kazanırken, 2 kez çift hata, 11 kez basit hata yaptı. Maria Sharapova ise 3 kez servisten direkt sayı kazandığı maç boyunca, 6 kez çift hata, 13 kez de basit hata yapmaktan kurtulamadı.

Final maçında Williams'ın en hızlı servisi saatte 197 kilometreye ulaşırken, Sharapova'nın en sert servisi ise saatte 183 kilometre hızda kaldı.

Turnuvada yarın, tek erkekler finalinde İsviçreli Roger Federer ile Şilili Fernando Gonzales karşı karşıya gelecek.

Hürriyet

Yiğidolar'ı, Başkent'te Balili uçurdu


Süper Lig'de ikinci yarı başladı. Günün gündüz bölümünde Gençlerbirliği ile Sivas karşılaştı. Bülent Uygun'un talebeleri Başkent'ten 3 puanla döndü ve iyi bir giriş yaptı...

Gençlerbirliği: 0-Sivasspor: 1

14.00 Gençlerbirliği-Sivasspor (Ankara 19 Mayıs)
Hakem: Kuddusi Müftüoğlu

Gençlerbirliği: Gökhan, Erhan, Tuna, Traore, Adem Dursun, Haminu, Mehmet Nas, Tozo, Engin, Mehmet Çakır, Okan Öztürk
Sivasspor: Petkoviç, Cem, Murat, Hakkı, Hayrettin, Fransergio, Musa, Yasir, Serdar, Mehmet Yıldız, Balili

Maçın ilk 10 dakikası golsüz geçildi. Sivasspor daha temkinli bir futbol sergiliyor. Topun üstünlüğü Gençlerbirliği'nde ama Ankara ekibinin Sivasspor'a bir üstünlük kurduğu söylenemez. Kırmızı Siyahlı ekip gol pozisyonu üretmede zorlanırken Bülent Uygun'un talebeleri daha çok kotraatak bir bir futbol felsefesini düşünüyor. Bu mantıkla da Sivasspor Balili ile 2 pozisyon yakaladı ama Balili pozisyonları değerlendiremedi. Maçın 25. dakikası oynanıyor ve gol yok...


Dakika 44'de Gençlerbirliği Engin'lei gole yaklaştı ancak Sivasspor savunması izin vermedi.


dakika 45 Balili...Balili istediği topla buluştu ve Sivasspor'u 1-0 öne geçirdi. Maçın ilk yarısını Sivas 1-0 önde bitirdi...


İkinci yarı başladı. İkinci yarıya etki giren Gençlerbirliği daha çok gole yakın oynayan taraf...

Maçta 55. dakika durum Sivasspor'un 1-0 lehine devam ediyor. Sivasspor deplamnarda daha etkili bir takım. Bülent Uygun'un talebeleri deplasmanda oynadıkları 9 maçta 3 kez kazandı, 3 kez de berabere kaldı. Yiğidolar deplasmanda oynadıkları sadece 3 maçı kaybetti...

19 Mayıs Stadı'ndaki mücadeleyi Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav ve eski TBMM Başkanı İsmet Sezgin şeref tribününden izliyor...

Maçta 65. dakika durum konuk takımın lehine 1-0 devam ediyor. Her iki takımda da oyuncu değişiklikleri var. Sivas teknik Direktörü Bülent Uygun Balili'yi oyundan aldı. Gençler'de Ayzeg oyunda...

Maçta son 5 dakika Sivasspor 1-0'lık üstünlüğünü koruyor...Maçın artık uzatma anları Sivasspor'un 1-0'lük üstünlüğü var...

Maçı Sivasspor Balili'nin attığı golle 1-0 kazandı...

Thursday, December 21, 2006

Kupada Beşiktaş Kayıp


Fortis Türkiye Kupası D Grubu karşılaşmasında Gençlerbirliği ile Beşiktaş, Ankara 19 Mayıs Stadı'nda karşı karşıya geldi. Gençlerbirliği özellikle 2. yarıda sergilediği futbolla galibiyete uzandı. Ankara ekibi Beşiktaş karşısında 3 puanı 3-0 gibi farklı bir skorla alırken, grupta işler iyice karıştı.

Stat: 19 Mayıs
Hakemler: Bülent Yıldırım xx, Adil Sinem x, Cemal Gemici x

Gençlerbirliği: Gökhan xxx, Erkan xx (Dk. 88 Kerem ?), Risp xxx, Traore xx, Eren xx, Mehmet Nas xx, Ayman xxx, Draman xxx, Engin xxx (Dk. 76 Isaac x), Mehmet Çakır xxx (Dk. 85 Ferhat ?), Okan xx

Beşiktaş: Runje x, İbrahim Toraman x (Dk. 61 Burak x), Koray x, Baki x, İbrahim Üzülmez xx, Ali Tandoğan x, Serdar Kurtuluş x, Ricardinho xx, İbrahim Akın x (Dk. 66 Mehmet Sedef x), Nobre x, Bobo x

Gol: Dk. 55 Mehmet Çakır, Dk. 60. Engin, Dk. 64 Draman (Gençlerbirliği)
Sarı Kartlar: Dk. 9 Engin, Dk. 63 Ayman, Dk. 88 Mehmet Nas (Gençlerbirliği), Dk. 16 Ricardinho (Beşiktaş)

Beşiktaş'ın sahasından çıkışta yaptığı baskıyla kazandığı topları olumlu değerlendiremeyen Gençlerbirliği, ilk yarıda aradığı golü bulamadı ama 2. yarıda sergilediği futbolla 3-0'lık galibiyeti elde etti.

İlk yarıda Özellikle Okan ve geriden yaptığı çıkışlarla Mehmet Çakır, girdikleri pozisyonlarda son vuruşu gerçekleştiremeyince, başkent temsilcisi rakibine üstünlük sağlayamadı.

Konuk ekip Beşiktaş ise bu devrede fazla pozisyon bulamazken, Bobo ile yakaladığı net gollük pozisyon da kaleci Gökhan'da kaldı. İlk devre orta alan mücadelesi biçiminde geçerken, kırmızı-siyahlı ekip rakibine oranla daha fazla pozisyona girmeyi başardı.

MAÇTAN DAKİKALAR
11. dakikada Ali Tandoğan'ın pasıyla ceza sahası sağ çarprazında topla buluşan Bobo'nun vuruşunda kaleci Gökhan, topu iki hamlede kontrol etti.

19. dakikada sağ kanattan ceza sahasına giren Draman'ın yerden içeriye ortasında Mehmet Çakır'ın vuruşunda defansa çarpıp yavaşlayan topu kaleci Runje kontrol etti.

20. dakikada Ayman'ın pasıyla ceza sahasına giren Mehmet Çakır'ın sağ çarprazdan sert şutunda meşin yuvarlak az farkla yandan auta çıktı.

34. dakikada Ricardinho'nun sağdan kullandığı kornerde İbrahim Toraman'ın kafa vuruşunda kaleci Gökhan, topu köşeden çeldi. Dönen topta tehlikeyi defans uzaklaştırdı.

36. dakikada Ayman'ın ara pasıyla buluştuğu topla ceza sahasına giren ve kaleci ile karşı karşıya kalan Mehmet Çakır'ın yerden vuruşunda top az farkla yandan auta çıktı.

İkinci yarıda oyundan tamamıyla düşen Beşiktaş'ın savunmada verdiği açıkları iyi değerlendiren kırmızı-siyahlı futbolcular, art arda buldukları gollerle sahadan 3 puanla ayrılmasını bildi.

Konuk ekip Beşiktaş ise gerek savunma gerekse orta alanındaki oyuncuların oyundan düşmesi sonucunda farklı skorla yenik duruma düşünce, oyunu tamamıyla bırakmış izlenimi verdi. Siyah-beyazlılar, zaman zaman geliştirdiği cılız ataklarla da rakip kalede etkili olmaya çalıştı.

55. dakikada Mehmet Nas ile Mehmet Çakır'ın paslaşması sonrasında ceza yayı üzerinde son olarak topla buluşan Mehmet Çakır, yerden düzgün bir vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 1-0.

60. dakikada Mehmet Çakır sol taraftan ceza alanı içindeki Engin'e pasını aktardı. Bu futbolcu da yerden düzgün plase bir vuruşla topu filelerle buluşturdu: 2-0.

64. dakikada Beşiktaş ceza alanı içinde yaşanan karambolde Engin'in düşerken yaptığı vuruşta top direkten döndü. Topu izleyen Okan'ın vuruşunda da Baki, meşin yuvarlağı kale çizgisi üzerinde önledi. Seken topu altıpas içinde önünde bulan Draman, sert bir vuruşla takımını 3-0 öne geçirdi.

67. dakikada İbrahim Üzülmez'in ceza alanına ortaladığı topa uzak direkte uygun durumdaki Nobre'den önce kaleci Gökhan müdahale ederek, meşin yuvarlağı kornere çeldi.

Karşılaşma, Gençlerbirliği'nin 3-0 üstünlüğüyle tamamlandı.

ERCİYES, ASLAN'I FARKLI AVLADI..

Fortis Türkiye Kupası A Grubu'nda Kayseri Erciyesspor ile Galatasaray, Atatürk Stadı'nda karşı karşıya geldi. Erciyes'in 4-1 üstünlüğüyle sona eren maçta gruptan çıkmayı daha önce garantileyen sarı-kırmızılı takım genç bir kadroyla mücadele ederken, Erciyes ilk galibiyetini elde ederek şansını son maça taşıdı..

NOTLAR
Kayseri Erciyesspor-Galatasaray maçına soğuk hava nedeniyle taraftarlar fazla ilgi göstermedi.

Kayseri Erciyesspor'u yaklaşık 5 bin, Galatasaray'ı da İstanbul'dan ve çeşitli illerden gelen yaklaşık 500 taraftar destekledi.

Maçın güvenliğini 527 polis ile yaklaşık 100 özel güvenlik görevlisi sağladı.

VE MAÇ
STAT: Büyükşehir Belediyesi Atatürk
HAKEMLER: Tolga Özkalfa xxx, Nihat Mızrak xxx, Alper Ulusoy xxx

KAYSERİ ERCİYESSPOR: Yusuf xx, Gökhan Kök xx, Yalçın xxx, Cem xx, İlkem xx, Özgür xx (İlhan dk. 67 xx), Emre Toraman xxx, Serge Die xx (Mustafa Sarp dk. 46 xx), Mehmet Eren xxx, Djalovic xxx, Cenk xxx (Aykut dk. 84 x)
YEDEKLER: Fadhel, Fatih
TEKNİK DİREKTÖR: Werner Lorant

GALATASARAY: Aykut ?, Cihan x, Tolga x, Mehmet Topal x, Mehmet Güven x (Oğuz dk. 46 x), Sabri xx, Okan x, Ayhan xx, Özgürcan ? (Fevzi dk. 6 x), Necati xx, Hasan Kabze x (Uğur dk. 81 x)
YEDEKLER: Çağrı, Anıl, Volkan
TEKNİK DİREKTÖR: Eric Gerets
KIRMIZI KART: Aykut (dk. 4) (Galatasaray)
GOLLER: Djalovic (dk. 7 pen. ve dk. 58), Sabri (dk. 9), Emre Toraman (dk. 19), Cenk (dk. 52)
SARI KARTLAR: Emre Toraman, İlkem, Cem, Serge Die (Kayseri Erciyesspor), Tolga, Okan, Necati (Galatasaray)

Fortis Türkiye Kupası (A) Grubu'nda yapılan maçta Kayseri Erciyesspor, Galatasaray maçı 4-1 kazandı.

MAÇTAN DAKİKALAR
4. dakikada sol kanattan ceza alanına giren Djaloviç, kaleci Aykut ile karşı karşıya kaldı. Aykut'un, Djaloviç'i ceza alanında düşürmesi üzerine hakem Tolga Özkalfa, penaltı noktasını göstererek bu oyuncuyu kırmızı kartla oyun dışında bıraktı.

5. dakikada Djaloviç'in kullandığı penaltı atışında, meşin yuvarlak ağlarla kucaklaştı: 1-0

9. dakikada Sabri, yaklaşık 25 metreden kullandığı serbest vuruşta, topu kaleci Yusuf'un solundan ağlara gönderdi: 1-1.

19. dakikada Okan'ın sırtına çarparak dönen topu iyi izleyen Emre Toraman'ın ceza alanı dışından sert vuruşunda top ağlara gitti: 2-1

32. dakikada kazanılan serbest vuruşu kullanan Sabri, yaklaşık 30 metreden sert vurdu. Kaleci Yusuf, topu son anda üst direkten kornere çıkardı.

42. dakikada Gökhan'ın ara pasında topla buluşan Djaloviç, Galatasaray savunması ''ofsayt'' gerekçesiyle duraklayınca ceza alanına dek girdi. Sağ çaprazdan sert vuruşunda top, ön direği kapatan kaleci Fevzi'ye çarparak kornere çıktı.

Karşılaşmanın ilk yarısını Kayseri Erciyesspor'un 2-1 önde tamamladı.

48. dakikada rakiplerinden sıyrılarak, sol kanattan ceza sahasına giren Mehmet Eren, dar açıda kaleci ile karşıya kaldığı pozisyonda çok kötü bir vuruş yaptı. Top taca çıktı.

52. dakikada topla ceza sahasına sokulan Cenk'in ceza sahası yayı üzerinden sert şutunda meşin yuvarlak köşeden ağlarla buluştu. 3-1

58. dakikada Mehmet Topal'dan güzel bir hareketle sıyrıldıktan sonra ceza sahasına giren Cenk'in sağ çarprazdan yerden vuruşunu uzak kale direği dibinde Djalovic, yatarak tamamladı. 4-1

69. dakikada Mustafa Sarp'ın uzak mesafeden sert şutunda top az farkla yandan auta çıktı.

73. dakikada sağ kanattan ceza sahasına yapılan ortada Cenk'in vuruşunda top defanstan döndü. Dönen topu tekrar önünde bulan Cenk, müsait pozisyondaki Djalovic'i gördü. Bu futbolcunun vuruşunda kaleci Fevzi, topu ayaklarıyla uzaklaştırarak, gole izin vermedi.

80. dakikada Mustafa Sarp'ın ceza sahası dışından sert şutunda kaleci Fevzi, topu köşede kontrol etti.

82. dakikada Sabri'nin ceza sahası dışından sert şutunda kaleci Yavuz, topu kontrol etti.